KOY in English translation

put
üzerine
üstüne
koyar
koy
koyun
bırak
sok
at
yerleştir
giy
pour
akıtın
bardak
doldur
dök
koy
dökün
boşalt
yağdır
doldurur musun
dökümün
place
yerine
yerinde
yeri
yer
evi
burayı
mekan
orayı
yerin
bir yerdi
set
hazır
ayarlayın
seti
ayarla
ayarlandı
kur
belirle
takımı
hazırla
kümesi
koy
lay
yatıyordu
yatan
üzerine
uzan
yat
koy
ser
işten
yaslan
sür
back
geri
arka
tekrar
yeniden
yine
arkadan
sırt
döndü
dönerim
dönüş
putting
üzerine
üstüne
koyar
koy
koyun
bırak
sok
at
yerleştir
giy
puts
üzerine
üstüne
koyar
koy
koyun
bırak
sok
at
yerleştir
giy

Examples of using Koy in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Karşı koy Zoe! Sam!
Fight back, Zoe! Sam!
Hazır. Koy. Bırak.
Ready. Release. Set.
Mesela Jo Koy gerçek adım değil.
Like Jo Koy is not my real name.
Bana bir içki koy ve bırak gerisini halledeyim.
Pour me a drink and let me take care of the rest.
Silahını bırak ve ellerini başının üstüne koy! Dur!
Drop your weapon and place your hands on your head. Stop!
Bana para koy, devam.
Keep putting money in me.
O zamanla şimdi arasına mesafe koy, halk temizliğini satın alır.
Buys them their public cleansing ritual. The brass puts some distance between then and now.
Ellerini arkaya koy. Bırak onu.
Hands behind your back. Set it down.
Öyleyse, buz koy ve dinlensin, voleybolu bir haftalığına bıraksın.
So, ice and rest, lay off volleyball for a week.
Sonra yine ortaya koy.- Harika.- Tamam.
Okay. Okay, great, then back to the middle.
Üçlünün diğer üyeleri ise bas gitarist Travis Carlton ve baterist Gene Koy.
Rounding out his trio were Travis Carlton on bass and Gene Koy on drums.
kendi bardağına kendin koy.
then pour yourself a glass.
Katil olsam internete koy der miydim ki sana?
Some killer I would be putting that all over the net, right? Ew, I look fat?
O zamanla şimdi arasına mesafe koy, halk temizliğini satın alır.
The brass puts some distance between then and now, Buys them their public cleansing ritual.
Sonra yine ortaya koy.- Harika.- Tamam.
Okay, great, then back to the middle.- Okay.
Ellerini onun üstüne koy, evlat.
Lay your hands on her, boy.
Şimdi çabuk ol da susuzluktan ölmeden bana bir içki koy.
Now hurry and pour me a bloody drink before I die of thirst.
Ne var? Bir tabak daha koy!
What? Set another plate!
Sen önden git, peşinden geleceğim. Koy.
Koy… You go ahead, I will be behind you.
Herkes, eşini tut, topu sırtına koy.
Everyone, grab their partner, place the ball on your back.
Results: 8678, Time: 0.0531

Top dictionary queries

Turkish - English