Examples of using Pekte in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Bir casusla yaşadığıma göre pekte iyi bir avcı değilim ama.
Bu hayatımın pekte gurur duymadığım bir bölümü.
Bu pekte profesyonelce değil.
Bu pekte cevap sayılmaz.
Bu pekte romantik bir uzaklaşma değil, huh?
Demek istediğim ceset pekte… normal değildi,
Gözlüklerim pekte iyi göstermiyor.
Bunun Büyükannen için pekte adil olduğunu düşünmüyorum.
Paul bana pekte yürüyüş meraklısı gibi gelmedi.
Pekte iyi bişi diil bu.
Bulundugum yerden olanlar pekte iyi gözükmüyor, Francis.
Pekte bir test sayılmazdı.
Bu pekte bir eşek şakası değil.
Bu pekte insancıl değildi, Becker.
Neye bakıyorsun? Bu pekte insancıl değildi, Becker?
Pekte dengeli bir kahvaltı değil.
Pekte kitabına uygun hareket etmedim.
Pekte endişelenecek şeyler değil.
Onların pekte samimi olmadıkları fikrine vardım ve galiba neden olduğunu da biliyorum.
Pekte şaşırmadığına eminim. Ne kadar az insana güvenebileceğime.