TUTMAK in English translation

to keep
tutmak
saklamak
devam etmek
kalmasını
korumak
tutacak
sürekli
etmek
tutabilmek için
sağlamak için
hold
bekleyin
sarıl
bir saniye
kalın
tut
bekle
tutun
dur
durun
dayan
to hire
işe almak
tutmak
kiralamak
tutacak
take
al
almak
alıp
alacak
kabul
alman
sürer
götür
alın
götürün
grab
al
alıp
tut
kap
yakala
alsın
alın
tutun
alacağım
alayım
holding
bekleyin
sarıl
bir saniye
kalın
tut
bekle
tutun
dur
durun
dayan
to keeping
tutmak
saklamak
devam etmek
kalmasını
korumak
tutacak
sürekli
etmek
tutabilmek için
sağlamak için
taking
al
almak
alıp
alacak
kabul
alman
sürer
götür
alın
götürün
grabbing
al
alıp
tut
kap
yakala
alsın
alın
tutun
alacağım
alayım

Examples of using Tutmak in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Sadece tutmak hoşuna gidiyor.
He just likes to hold it.
Bunlar olacak altında tutmak 24 saat gözlem.
They're gonna keep you under observation for 24 hours.
Siz hanımları tutmak harcadığım en iyi paraydı.
Hiring you ladies was the best money I ever spent.
Koruma tutmak malın değerini yükseltir ve perakende fiyatını.
Hiring guard's will raise the cost of the goods and raise the retail price.
Nefesini tutmak panik atağı durdurabilirmiş.
Holding your breath could stop a panic attack.
Biz güvenli tutmak, böylece başkalarını tasarruf tutabilirsiniz.
We keep you safe, so you can keep saving others.
Bir arada tutmak hiç kolay değildi.
Not been easy holding it all together.
Kızım tutmak için burada değildi.
My daughter wasn't here to hold it for me.
Bu gece burada tutmak istiyorlar. Birkaç test uygulayacaklarmış.
They want to keep her here tonight and run some more tests.
Benim için tutmak istermisin?
You want to hold it for me?
Nefesini tutmak ve halen nefes alabiliyor olmak
Holding your breath and… Being able to breathe
Onu mahkum gibi tutmak istedin, o korkunç yere kapattın.
You wanted her kept a prisoner, locked up in that dreadful place.
Sadece tutmak istiyorum, Roxy.
I just wanna hold it, Roxy.
Aleti çıkarıp tutmak istemiyorsan çöz beni.
Unless you want to get it out and hold it, untie me.
İçeride tutmak zorunda kaldım.
I had to hold it in.
Bazen sır tutmak acıyı uzaklaştırır.
Sometimes a secret keeps the hurt away.
Neredeyse bizi tutmak istiyor gibi.
It's almost as if it means to grab us.
Tutmak ise bilinçli bir karardı.
Keeping it was a deliberate decision.
Tutmak, ya da geride olacak!
Keep up, or you will be left behind!
Eğer sözünü tutmak istiyorsan tut o zaman.
If you intend to keep your word, then keep t.
Results: 4527, Time: 0.05

Top dictionary queries

Turkish - English