A KNOCK in Turkish translation

[ə nɒk]
[ə nɒk]
çalmasını
steal
play
playback
ring
don't knock
çalınacak
to steal
to play
a knock
tıklamasıyla
clicking
çalıyor
plays
steals
ringing
knocking
blaring
ringin

Examples of using A knock in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Did the doorbell ring or just a knock?
Kapı zili çaldı mı? Yoksa sadece vurdular mı?
Just needs a knock.
Küçük bi darbe lazım.
If you decide to share, do give me a knock.
Paylaşmaya karar verirseniz kapımı tıklatın.
But one day, there's gonna be a knock at the door.
Ama bir gün şu kapı açılacak.
You really did take a knock on the head that night.
O akşam gerçekten kafana bir darbe aldın galiba.
came a knock on the door.
kapı çaldı.
Justworkingaway, whenall Of a sudden there was a knock.
Bu şekilde çalışırken birden kapı çaldı.
Suddenly there was a knock at the door.
Sonra birden kapı çaldı.
Suddenly there was a knock on the window.
Birden birisi pencereye vurdu.
God, what a knock!
Tanrım, ne kapı çalmak!
A knock at the door.
Kapı çalınıyor.
There was a knock on the spaceship hull.
Uzay gemisinin gövdesine bir şey çarptı.
A voice in the darkness, a knock at the door.
Karanlığın içinden bir ses, kapını tıklatacak.
Can't guarantee what's gonna happen, but give it a knock. All right.
Ne olacağının garantisini veremem ama bir kapısını çal bakalım.
telling me she's dead? Sit here quietly, waiting for a knock.
ön kapının… çalmasını bekleyip, onun ölüm haberini mi almamı?
telling me she's dead? Sit here quietly, waiting for a knock.
ön kapının… çalmasını bekleyip, onun ölüm haberini mi almamı?
You know, they don't answer a knock, and the door's open… it's been my experience.
Kapıyı çalıyorsun, cevap gelmiyor, kapı da açık tecrübelerime dayanarak.
Junior takes a knock to the noodle, comes out with a shiner the size of a grapefruit.
Küçük budala için bir vuruş alır, ve bir greyfurt büyüklüğünde bir parıltı ile çıkıyor.
the child heard a knock on the door.
çocuk kapıya tıklandığını duymuş.
there's a knock at the door.
kapı çaldı.
Results: 53, Time: 0.0682

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish