A PROOF in Turkish translation

[ə pruːf]
[ə pruːf]
bir kanıt
evidence
proof
proves
alibi
indication
ispatına
prove
proof
show
to demonstrate
to substantiate
bir delil
evidence
a sign
authority
proof
argument
a portent
a warranty
kanıtla
to prove
proof
to demonstrate
bir kanıtı
evidence
proof
proves
alibi
indication
bir kanıttır
evidence
proof
proves
alibi
indication

Examples of using A proof in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
A Proof of Other Crimes charge, Your Honor.
Başka suçlamaların kanıtları, Sayın Yargıç.
You still want a proof?
Hala kanıt mı istiyorsun?
Got a proof that you didn't?
İstemediğine dair kanıt var mı?
Here you have a proof of an alphabet with observations by Max Miedinger.
Burada Max Miedingerin gözlemlerini de içeren bir alfabe taslağı var.
First you must find a proof.
Önce kanıt bulmalısın.
And you never buy a proof of life.
Bir yaşam kanıtını asla parayla alamazsın.
And you never buy a proof of life.
Bir yaşam kanıtını aslaparayla alamazsın.
A proof? Verifiable data.
Kanıt mı? İspatlanabilir veriler.
A proof of it is the pleasure a mother can feel when breast-feeding her baby.
Kanıt için ise annenin bebeğini emzirirken hissettiği zevke bakın.
Is it not a proof.
Bu bir kanıt değil mi?
They want a proof of life.
Yaşam kanıtı arıyorlar.
Such a proof of love, it makes me happy.
Sevginin böylesine güzel kanıtı beni çok mutlu etti.
For a proof of this theorem, see analyticity of holomorphic functions.
Bu teoremin kanıtı için holomorf fonksiyonların analitikliği maddesine bakınız.
It's a proof of life video.
Hayatta olduğunu gösteren bir video bu.
Do you need a proof to believe me?
Bana inanmak için kanıta ihtiyacın var gibi?
A proof that yöu are his grandson and he is yöur grandpa.
Bu senin onun torunu ve onun senin büyükbaban olduğunun kanıtı.
It's madness, a proof of her insanity!
Çılgınlık bu, deli olduğunun kanıtı!
I have sent a proof of life to your friend.
Hayatta olduğuna dair kanıtı arkadaşına gönderdim.
This is a proof of the spirit world.
İşte bu da ruhlar dünyasının kanıtı.
It's a proof that says my body is all well.
Vücudumun tamamen sağlıklı olduğunun kanıtı.
Results: 140, Time: 0.0468

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish