A REALLY HARD in Turkish translation

[ə 'riəli hɑːd]
[ə 'riəli hɑːd]
gerçekten zor
really tough
really difficult
real hard
be really hard
it's hard
really rough
real rough
real tough
çok sert
too hard
so hard
very hard
really hard
pretty hard
so tough
very tough
too strong
too rough
too tough
gerçekten sert
really hard
really tough
real tough
real hard
are really hardcore
really strong
really rough

Examples of using A really hard in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Abby's going through a really hard time right now Let's keep this simple.
Basitçe anlatayım. Abby şu anda çok zor zamanlar geçiriyor.
You know, Beth, I'm getting a really hard time at home.
Biliyorsun Beth, evde çok zor zamanlar geçiriyorum.
If we don't get impressive results today, we're gonna have a really hard sell come Tuesday.
Etkileyici sonuçlar alamazsak salı günü işimiz çok zor olur.
Hyori… Hyori was going through a really hard time.
Hyori… Hyori eskiden çok zor zamanlar geçirmiş.
Jane gave me a really hard time this morning,
Jane bu sabah bana gerçekten zor anlar yaşattı
What do you do with a tranq rifle and a really hard bug? Well, it's definitely not eating him.
Uyuşturucu tüfek ve çok sert bir böcekle ne yapabilirsin? Yemediği kesin.
You know, I am in this tough position, and I just tried to make a really hard choice.
Biliyorsun, burada zor durumdayım, ve gerçekten zor bir seçim yapmaya çalıştım.
we're gonna have a really hard sell come Tuesday.
Salı günü gerçekten zor bir gün olacak.
when someone has gone through a really hard time, I think people are fragile around her and kind of protecting her.
bilirsiniz hani birisi sahiden zor zamanlar yaşamışsa sanırım insanlar onun yanındayken hassas olur ve onu korurlar.
Yeah, a really hard, emotionally draining day that started with a wake because the witch hunters are already here
Evet, çok zor, duygusal olarak yıpratıcı, cadı avcılarının burada olduğu ve sevdiğimiz insanları öldürdüğünü.
Abby's going through a really hard time right now so you're not going to suspend her, because if you do.
Abby şu anda çok zor zamanlar geçiriyor. Yani ona uzaklaştırma vermeyeceksin.
I'm sorry. After that, I had a really hard time finding a reason for being over there.
Orada oluş sebebimi ararken çok zor zamanlar geçirdim.- Ondan sonra…- Üzüldüm.
And killing the people we love. Yeah, a really hard, emotionally draining day because the witch hunters are already here that started with a wake.
Evet, çok zor, duygusal olarak yıpratıcı, cadı avcılarının… burada olduğu ve sevdiğimiz… insanları öldürdüğünü.
He's having a really hard time right now, so I'm gonna offer you $40 to not to rip on him.
Çok zor zamanlar geçiriyor, bu yüzden eğer ona takılmazsan sana 40$ veririm.
A really hard place.
Gerçekten de sert bir yer.
This is a really hard class.
Gerçekten zor bir ders.
Had a really hard time.
Zor zamanlar geçirdim.
It's a really hard knot.
Bu gerçekten zor bir düğüm.
That's a really hard question.
Bu sahiden zor bir soru.
It's a really hard disorder.
Gerçekten zor bir hastalıktır.
Results: 6039, Time: 0.0603

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish