ABLAZE in Turkish translation

[ə'bleiz]
[ə'bleiz]
alev alev
flaming
blazing
the red-hot fire of
ateşe verdi

Examples of using Ablaze in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
set the Middle East ablaze!
Orta Doğuyu ateşe verirdin!
Like you saw Joan of Arc ablaze once more.
Jeanne dArcın ikinci kez yanmasını görmek gibi mi.
A world of flowers and trees, or ablaze with fire and torrents of molten lava?
Çiçeklerden ve ağaçlardan oluşan bir dünya mı yoksa alev alev, erimiş lavlar ve ateş selleri olan bir dünya mı?
Jerk, I will set you ablaze in your mother's pyre then the two of you can keep playing this game of responsibility for eternity!
Seni âdi pislik… Seni de annen gibi alev alev yakacağım! Ondan sonranız ikiniz beraber sonsuza kadar bu sorumluluk oyunu oynarsınız!
In North Dakota, 144 members of the St. Lawrence Pentecostal Cult are feared dead after they set their compound ablaze.
Kuzey Dakotada, Aziz Lawrence Pentecostal tarikatının 144 üyesi… can havliyle yerleşkelerini ateşe verdi.
You asked if the Choshu were crazy for wanting to set Kyoto ablaze and take the emperor captive, to have him with them.
Choshunun Kyotoyu ateşler içine koymak ve imparatoru onlarla birlikte teslim almak için çıldırdığını sen söylemiştin.
And let it burn to ashes outside the walls. And you, just like your father wanted… chose to set your life ablaze.
Duvarların dışındaki külleri yakacak. Hayatını ateşe vermeyi seçtin… Ve sen, tıpkı babanın istediği gibi.
righteousness marshalled behind him. ablaze in the uniform of a military colonel.
beyaz atıyla ışıldayan… bir savcı görüntüsü çağrıştırıyor.
Manson as the tour progressed and, during the second-to-last show, Manson doused Lucas' drum kit in lighter fluid and set it ablaze.
Lucasın davul setini yanıcı bir sıvı sıktı ve Lucas çalmaya devam ederken davul setini ateşe verdi.
righteousness marshalled behind him. ablaze in the uniform of a military colonel, It calls up a picture of the prosecution astride a white horse.
beyaz atıyla ışıldayan… bir savcı görüntüsü çağrıştırıyor.
When Hell is set ablaze.
Cehennem alev alev kızıştırıldığı zaman.
When Hell is set ablaze.
Cehennem ateşi çılgınca kızıştırıldığı zaman.
Has set my heart ablaze!
Kalbimi alevler icinde birakti!
And when Hell is set ablaze.
Cehennem alev alev kızıştırıldığı zaman.
Mum's hair was set ablaze.
Ya çatı… Ya da annemin saçı tutuşmuş.
You're ablaze ablaze ablaze The spark of love's a raging fire.
Sen, sevginin takılan bir ateşin alevli alevli alevli kıvılcımısın.
Last Night Victoria Beckham Set Gotham Ablaze.
Dün gece Victoria Beckham Manhattanı renklendirdi.
Out of the mist… Red lights ablaze.
Sisten dolayı kırmızı ışıklar Alevler içinde parıl parıl parlıyor.
Two or three weeks later and it's ablaze.
Hafta sonra şıkır şıkır olur.
Your daughter is of the same age as my sister when she set herself ablaze.
Ablamın alev alev kendini yaktığı gün gibi kızın da aynı yaşta.
Results: 227, Time: 0.0809

Top dictionary queries

English - Turkish