APART in Turkish translation

[ə'pɑːt]
[ə'pɑːt]
ayrı
separate
apart
different
distinct
individual
discrete
isolated
paramparça
break
rip
crush
apart
shattered
falling apart
torn
in pieces
smashed
torn apart
ayrık
discrete
separate
apart
split
disassociative
arayla
call
search
break
and
sometime
recess
dial
intermediate
way
ayırdı
separate
apart
part
to break up
take
to distinguish
to shred
split
to devote
to divide
dışında
outside
foreign
external
exterior
out
outward
outdoor
outlying
abroad
parçalar
piece
track
item
fragment
song
bit
shard
particle
component
slice
aralıklarla
december
ajar
range
interval
parçaladı
to rip
smashing
destroying
tearing
breaking up
dismantling
dismember
shredding
dissecting
to pieces
apart

Examples of using Apart in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Pried this dude's ribs apart, in the shower.
Duşta o adam kaburgalarını parçaladı.
Rips molecules apart at the subatomic level. Apparently, the weaponized dark matter.
Silah yapılan karanlık madde… atom altı seviyede molekülleri parçalar.
Eight months apart.- Mother and son dead in the same spot.
Anne ve oğlu sekiz ay arayla aynı yerde ölü.
Why he drew apart?
Siz neden ayrık çizdiniz?
The Bifrost will build until it rips Jotunheim apart. You can't stop it.
Onu durduramazsın. Jotunheimı paramparça edene kadar Gökkuşağı Köprüsü inşa olacak.
Four fingers apart, straight lines, like I told you.
Söylediğim gibi dört parmak aralıklarla düz hatlar çek.
And the truth tore us apart. It was like fate brought us together.
Bizi kader bir araya getirdi ve gerçekler ayırdı.
Yeah, the Ass Blaster tore our comms tower apart last night.
Evet, Ass Blaster dün gece komşular kulemizi parçaladı.
Right now, his OPR agents are tearing our lives apart.
Şu anda MSOnun ajanları hayatımızı paramparça ediyor.
Now we know why the victims were taken so far apart.
Artık kurbanların niye uzun aralıklarla kaçırıldığını biliyoruz.
Something pulled my legs apart.
Bi şey ayaklarımı çekip ayırdı.
This show has torn my mily apart long enough!
Bu gösteri ailemi yeterince uzun süre parçaladı!
Are you quite sure the eyes weren't further apart?
Gözlerinin biraz daha ayrık olmadığından emin misin?
They have ripped everything apart as if they hated it.
Her şeyi öfkeliymiş gibi paramparça etmişler.
Alex, if your contractions are less than five minutes apart.
Alex, sancılar beş dakikadan az aralıklarla geliyorsa.
Time and mother nature pulled them apart.
Zaman ve doğa ana onları ayırdı.
Time and mother nature pulled them apart.
Zaman ve doğa doğası onları parçaladı.
I think your knees are supposed to be apart.
Bence dizlerin ayrık olmalı.
Two calls several seconds apart, Same tower.
İki arama, bir kaç saniye aralıklarla aynı baz istasyonu.
And they can be mean and they can tear us apart there.
Kötü davranabilir ve bizi orada paramparça edebilirler.
Results: 1967, Time: 0.0834

Top dictionary queries

English - Turkish