APPLAUD in Turkish translation

[ə'plɔːd]
[ə'plɔːd]
alkış
applause
clap
give it up
applaud
cheers
welcome
hand
ovation
makofi
acclaim
alkışlamak
clap
applaud
applause
to be cheering
alkışlıyorum
clap
applaud
applause
to be cheering
takdir ediyorum
i appreciate
i admire
i commend
alkışlayan
applauding
clapping
cheering
alkışla
clap
applaud
applause
to be cheering
alkışlıyor
clap
applaud
applause
to be cheering
alkışlar
applause
clap
give it up
applaud
cheers
welcome
hand
ovation
makofi
acclaim

Examples of using Applaud in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
The comedy is over. Applaud my friend.
Saçmalık sona erdi. Alkışla, arkadaşım.
All the students applaud.
Tüm öğrenciler alkışlıyor.
I applaud you, sir, for your tireless commitment to my client.
Efendim, müvekkilime olan bağlılığınız için sizi alkışlıyorum.
You're about to enter rome as a bloodstained conqueror, i applaud you.
Romaya üzeri kanlı bir fatih gibi girmek üzeresin. Seni alkışlıyorum.
Bravo! I applaud you.
Bravo! Sizi alkışlıyorum.
Your aggressive play. Listen, I really, really applaud.
Bak, ben gerçekten gerçekten senin agresif oyununu alkışlıyorum.
This is a brave step you have both taken, and I applaud you.
İkinizin atmış olduğu büyük bir adım ve sizi alkışlıyorum.
I applaud the approach to denim.
Ben kota yaklaşımını alkışlıyorum.
The man is handsome, I applaud him.
Adam yakışıklı, ben ona alkışlıyorum.
I applaud that.
Bunu alkışlıyorum.
And for that I applaud all of you.
İşte bunun için alkışlıyorum sizi.
Applaud your victories, my dear citizens.
Zaferinizi alkışlayın sevgili yurttaşlarım.
Everyone applaud, this isn't a cemetery.
Alkışlayın millet, mezarlıkta değiliz.
I have to applaud you, Lana.
Seni alkışlamam gerek Lana.
Applaud, friends, the comedy has ended.
Alkışlıyoruz, arkadaşlar, komedi sona erdi.
I'd-I would applaud, you know, if I weren't cuffed.
Emin ol, alkışlardım… yani kelepçelenmemiş olsaydım. Üzgünüm.
We're here, we listen, applaud, but it's just a dream.
Buradayız, dinliyoruz, alkışlıyoruz fakat bunlar bir rüyaymış.
A reference my ears applaud.
Kulaklarımın alkışladığı bir referans.
We applaud that statement and we think Senator McCarthy ought to.
Biz bu ifadeleri alkışladık… ve bizce Senatör McCarthy de alkışlamalı..
Everyone in court would applaud.
Mahkemedeki herkes alkışlardı, bunu yapmalarını sağlardın.
Results: 128, Time: 0.0692

Top dictionary queries

English - Turkish