ARE ALONE in Turkish translation

[ɑːr ə'ləʊn]
[ɑːr ə'ləʊn]
yalnız
alone
lonely
only
lone
single
lonesome
solo
loner
privacy
be
yalnız olduğun
to be alone
to be lonely
being single is
solitude
yalnız kaldıklarında ise
zaten yalnızsın
i alone already
alone anyway
tek başına
are the only pain
yalnızız
alone
lonely
only
lone
single
lonesome
solo
loner
privacy
be
yalnızsın
alone
lonely
only
lone
single
lonesome
solo
loner
privacy
be
yalnızken
alone
lonely
only
lone
single
lonesome
solo
loner
privacy
be
yalnız olduğunu
to be alone
to be lonely
being single is
solitude
burda başbaşayız
işte yalnız kaldığımız
orayı hatırlıyorum biz yalnızız

Examples of using Are alone in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I think we're making a mistake by assuming Burchell and Fog are alone in this.
Sanırım, Burchell ve Fogun yalnız olduğunu düşünerek, bir hata yapıyoruz.
It's safer to grab her when the women are alone.
Kadını yalnızken kaçırmak daha emniyetli.
You're alone. old man.
Yalnızsın. O, seni unuttu yaşlı adam.
Then we're alone.- Yes.
O zaman yalnızız. Evet.
Most people your age are alone.
Sizin yaşınızdaki insanlar genelde yalnız.
It's easier when you're alone.
Yalnızken daha kolay.
You. You're alone.
Sen yalnızsın. Sen.
We know you are alone in that house.
O evde yalnız olduğunu biliyoruz.
I believed another wand… We're alone.- You lied to me.
Yemin ederim! Yalnızız. Başka bir asanın.
Here they do military service till they're 50, and the wives are alone.
Burda askeri servisteler ellisine kadar kadınlar yalnız.
And you're alone. Because I'm here.
Ve sen yalnızsın. Çünkü, buradayım.
Michael. I would rather we talked about this when we're alone.
Bunu yalnızken konuşmayı tercih ederdim. Michael.
Noting you say will be taken down. As you see, we are alone.
Gördüğünüz gibi burada yalnızız… söylediğiniz şeyler kesinlikle not edilmeyecek.
And his men are alone in the elevator.
Mosadek ve adamları asansörde yalnız.
But let's say you're alone, or only with a couple of grown-ups.
Ama diyelim ki yalnızsın veya sadece birkaç yetişkinlesin.
Only when we're alone. You like games, Jones?
Yalnızken yaparız. Oyunları sever misin Jones?
Whoever we're with, we are alone.
Kiminle olursak olalım yalnızız.
Today is your birthday and all the kids are alone.
Bugün senin doğum günün ve tüm çocuklar yalnız.
Now you are alone. You have lost the many.
Şimdi yalnızsın. Çoğunu kaybettin; teksin.
When you're alone. Play all the way through them?
Yalnızken yani. Baştan sona tüm oyunu?
Results: 250, Time: 0.058

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish