ARE DIGGING in Turkish translation

[ɑːr 'digiŋ]
[ɑːr 'digiŋ]
kazıyorlar
scraping
to scratch
to imbed
kazdığımızı
dig
excavate
a shovel
kazıyoruz
scraping
to scratch
to imbed
kazıyor
scraping
to scratch
to imbed
kazıp
dig
and
VX-1

Examples of using Are digging in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
They told us, We're digging graves for you.
Bize, bizim için mezar kazdıklarını söylediler.
These hands are digging machines.
Bu eller, kazma makinesi gibiler.
The rocks are digging into my feet and I hear him shouting behind me.
Taslar ayaklarimi deliyor ve arkamdan bagirdigini duyuyorum.
We will get the answers we need. My people are digging.
Adamların araştırıyor. İhtiyacımız olan cevapları bulacağız.
You know? People are digging your shit?
İnsanlar seni yaptıklarına bayılıyor. Biliyor musun?
People are digging your shit. You know?
İnsanlar seni yaptıklarına bayılıyor. Biliyor musun?
You're digging up snakes, Lo.
Yılan deliğine ayağını sokuyorsun Lo.
State troopers are digging up Devil.
Eyalet polisleri Devilı gömülü olduğu yerden çıkartıyor.
Dae-hyun took you under his wing and you're digging for manure?
Dae-hyun seni kanatlarının altına almışken, sen gübre mi eşeliyorsun?
and the press are digging, here and in the US.
basın araştırıyor burada ve Amerikada.
I pay these two who are digging.
Şu iki kazıcıya ödüyorum.
Ryan and Esposito are digging into Tonya Wellington.
Esposito Tonya Wellingtonu araştırıyor.
Ryan and Esposito are digging in to Tonya Wellington.
Esposito Tonya Wellingtonu araştırıyor.
You're digging again! You're digging?
Kazýyor musunuz? Yine kazýyorsunuz demek!
Ryan and Esposito are digging in to Tonya Wellington.
Ryan ve Esposito Tonya Wellingtonu araştırıyor.
outlying areas, and homeowners are digging out of their homes.
Ev sahipleri evlerini kazıp çıkarıyor.
But our brave men are making false noises to distract them and are digging in the opposite direction.
Bizim yiğitlerimiz de onları oyalamak için yalandan gürültü çıkarıp tam tersi istikameti kazıyor.
Megan is partially paralysed. And you are digging youself into a pretty deep hole here, pal.
Megan, parsiyel felç geçirmiş durumda, ve sende, kendine çok derin bir çukur kazıyorsun evlat.
While you're digging through your picnic basket, everybody's wondering where the hell the cover fire is..
Sen piknik sepetini eşelerken… herkes koruma ateşinin nerede olduğunu merak ediyor.
the disputed area between Ethiopia and Eritrea. He and his team are digging in.
ekibi,… Etiyopyayla Eritre arasındaki tartışmalı bölgede kazı yapmış.
Results: 50, Time: 0.0501

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish