ARE PRAYING in Turkish translation

[ɑːr 'preiiŋ]
[ɑːr 'preiiŋ]
dua ediyorlar
pray
prayers

Examples of using Are praying in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
And one… Two are praying.
Bir tanesi de dua ediyor.
And one… Two are praying.
Bir tanesi de dua ediy or.
His fans are praying for his recovery.
Hayranları iyileşmesi için dua ediyor.
people are praying.
orucu bitirmen için dua ediyor.
The Greeks are praying for a safe return home.
Güvenli dönüş için dua ediyor.
I bet you're praying now. Religious retreat?
Dini gezi mi? Şimdi de dua ediyorsundur kesin?
My people are praying for a man to drive their team to victory over Messala.
Halkım takımını Mesalaya karşı zafere koşturacak biri için dua ediyor.
All over India, people are praying that you will end the fast.
Bütün Hindistanda halk, orucu bitirmen için dua ediyor.
Marshal, you're praying.
Komiser, siz dua ediyorsunuz!
They are praying for their God, or cursing Satan because he sent the Russians.
Onlar Allah için dua ediyorlar, Ya da Şeytanı lanetledi, çünkü Rusları gönderdi.
I'm sure all Americans listening to their radios everywhere… are praying for Polly Phelps and the Phelps family.
Eminim ki, nerede olursa olsun, radyolarını dinleyen tüm Amerikalılar Polly Phelps ve Phelps ailesi için dua ediyorlar.
The rest are people who forgot to do stuff or are praying or… are alone.
Geri kalanlarıysa ya bir şeyler yapmayı unutuyorlar ya dua ediyorlar ya da… yalnızlar.
Million Muslims are sighing under their chains, and all our former fellow countrymen are praying for our victory and success.
Zincirler altındaki 300 milyon müslüman inliyor. Ve tüm eski vatandaşlarımız zafer ve başarımız için dua ediyor.
They both have families back home that are praying for a miracle, and they are counting on us.
Aileleri memleketlerinde bir mucize için dua ediyor ve bize güveniyorlar.
And, they are praying for her. Please tell Melissa that her grandparents miss her very much.
Büyükanne ve büyükbabasının onu çok özlediğini… ve onun için dua ettiklerini lütfen Melissaya söyleyin.
Are praying for you. I know you can't hear me… and our listening audience… But me.
Beni duyamayacağını biliyorum… ama ben ve bizi dinleyen izleyiciler senin için dua ediyoruz.
Are praying for you. and our listening audience… I know you can't hear me… but me.
Beni duyamayacağını biliyorum… ama ben ve bizi dinleyen izleyiciler senin için dua ediyoruz.
Do you know how many little boys are praying for jetpacks? Esteban prayed?.
Esteban dua etti. Kaç çocuğun'' roket kemeri'' almak için dua ettiğini biliyor musun?
You can see the support from the community, who are praying for the safe return of the girl to her family.
Kızın ailesine sağ salim dönmesi için dua eden halkın desteğini görebilirsiniz.
our listening audience are praying for you.
dinleyicilerimiz senin için dua ediyoruz.
Results: 55, Time: 0.0344

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish