BE CLOSE in Turkish translation

[biː kləʊs]
[biː kləʊs]
yakın olmak
to be close
close
near
to be intimate
is to be near you
proximity is
be nearby
be next
yaklaşmış
to approach
close
to get close
is get
coming
yakında olması
yakınlarda olmalı
yakın olmalı
to be close
close
near
to be intimate
is to be near you
proximity is
be nearby
be next
yakında olmalı
yakın olmalılar
to be close
close
near
to be intimate
is to be near you
proximity is
be nearby
be next
yakında olmanız
daha yakın olabilmek için
to get closer
be close

Examples of using Be close in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
You, Bruce. I wanna be close to you.
Sana, Bruce. Sana yakın olmak istiyorum.
You had to be close to see it.
Görmek için yakında olmanız gerekirdi.
They must be close.
Yakın olmalılar. Zor olacak.
Fannin should be close behind.
İyi, Fannin yakında olmalı.
Their blood type should be close enough.
Kan grupları yeterince yakın olmalı.
According to this we should be close.
Buna göre, yaklaşmış olmalıyız.
You, Bruce. I wanna be close to you.
Senden dolayı, Bruce. Sana yakın olmak istiyorum.
It was extraordinary. You had to be close to see it.
Görmek için yakında olmanız gerekirdi. Olağanüstüydü.
They gotta be close to making a decision.
Karar vermeye yakın olmalılar.
Having refilled my tank… That should be close enough for my fishy friends.
Bu balık arkadaşlarım için yeterince yakın olmalı. Tankımı doldurunca.
I think we might be close.
Bence, yaklaşmış olabiliriz.
This is the only day I could be close to you.
Sadece bir gün için sana yakın olmak istedim.
You had to be close to see it. It was extraordinary.
Görmek için yakında olmanız gerekirdi. Olağanüstüydü.
Sir, we may be close.
Efendim çok yaklaşmış olabiliriz.
Many of them wanted to protect and be close to me.
Çoğu beni korumak, bana yakın olmak istemişti.
Mance and his army must be close.
Mance ve ordusu yaklaşmış olmalı.
They wouldn't even have to be close to Pilar to mess with her.
Onunla uğraşmak için Pilara yakın olmak zorunda kalmayacaklardı.
According to the map, we should be close.
Haritaya göre yaklaşmış olmalıyız.
Well, we have come so far. We must have be close.
Madem buraya kadar geldik. Yaklaşmış olmalıyız.
Well, we have come this far. We must be close.
Madem buraya kadar geldik. Yaklaşmış olmalıyız.
Results: 163, Time: 0.0566

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish