BIG KID in Turkish translation

[big kid]
[big kid]
büyük bir çocuk
big boy
big kid
of older boys
older kid
koca bir çocuk
a big kid
's a big boy
's a big child
iri çocuk
big boy
big guy
big kid
big fella
kocaman bir çocuk
big boy
big kid
büyük bir çocuğun
big boy
big kid
of older boys
older kid
büyük bir çocuksun
big boy
big kid
of older boys
older kid

Examples of using Big kid in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
You're a big kid, right?
Sen, koca çocuk oldun değil mi?
For this big kid, a boyhood dream was about to come true.
Bu koca çocuk için çocukluğunun hayali gerçekleşmek üzereydi.
You're a big kid.
Koca çocuk oldunuz, tamam mı?
That big kid?
Şu büyük çocuk mu?
You wanna play with a big kid?
Koca çocukla oynamak ister misin?
You wanna play with a big kid?
Büyük çocukla oynamak ister misin?
A responsible big kid, or just an irresponsible big kid?.
Sorumlu bir koca çocuk mu, yoksa sorumsuz mu?.
Big kid business.
That big kid came out and Brick didn't.
Büyük çocuk çıktı ama Brick çıkmadı.
You. Big kid.
Sen. Koca çocuk.
You wanna play with a big kid?
Oynamak ister misin? Koca çocukla.
You wanna play with a big kid?
Oynamak ister misin? Büyük çocukla.
The big kid that made you poop your pants.
Seni altına sıçtıran büyük çocuğa.
Charlie came home from school the other day in tears, because some big kid told him there was no such thing as Santa.
Charlie geçen gün okuldan ağlayarak döndü. Çünkü büyük bir çocuk ona, Noel Baba yoktur, demiş.
You were sitting on the curb, and you were just crying, because this big kid stole your little pumpkin full of Halloween candy.
Sen kaldırıma oturmuş ağlamaya başlamıştın çünkü büyük bir çocuk şeker dolu balkabağını çalmıştı.
Yang, grey, karev, adamson, that big kid whose name I don't know, uh, kepner, avery and torres.
Yang, Grey, Karev, Adamson şu adını bilmediğim iri çocuk, Kepner Avery ve Torres.
Well, since I'm a such a big kid now, I can make my own breakfast.
Pekala, oldukça büyük bir çocuk olduğumdan, bence kendi kahvaltımı hazırayabilirim.
That big kid whose name I don't know, Kepner, Avery and Torres. Yang, Grey, Karev, Adamson.
Yang, Grey, Karev, Adamson… şu adını bilmediğim iri çocuk, Kepner… Avery ve Torres.
You wanna tell me… Okay! how a big kid like you ended up in that trap?
Tamam, senin gibi büyük bir çocuğun bu tuzağa nasıl girdiğini bana söyler misin?
A big kid with a nasty temper, who does nothing but make his co-workers and wife worry. You're just.
Öfkeli büyük bir çocuksun. ve karısını endişelendirmekten başka bir şey yapmayan Sen, iş arkadaşları.
Results: 55, Time: 0.046

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish