KID in Turkish translation

[kid]
[kid]
çocuk
child
kid
boy
guy
baby
juvenile
son
ufaklık
kid
kiddo
little one
junior
little guy
little man
buddy
little boy
shorty
boy
evlât
son
kid
boy
kiddo
lad
buddy
sonny
child
laddie
evlat
son
kid
boy
kiddo
lad
buddy
sonny
child
laddie
çocuğu
child
kid
boy
guy
baby
juvenile
son
çocuğun
child
kid
boy
guy
baby
juvenile
son
çocuğa
child
kid
boy
guy
baby
juvenile
son

Examples of using Kid in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Just drive. I will wait for my kid to come home.
Sür yeter. Çocuğumun eve gelmesini bekliyorum.
Good kid. Missed her dad.
İyi çocuktu, babasını özlüyordu.
They spit on my car, and they spit on my kid.
Arabama… ve çocuğuma tükürdüler.- Hangisiyse o.
They spit on my car, and they spit on my kid. Whatever.
Arabama… ve çocuğuma tükürdüler.- Hangisiyse o.
Last night i went out to get a toy for my kid.
Dün gece çocuğuma oyuncak almak için çıktım.
You'rejust a kid, and he's, like, a mental case.
Sen çocuksun, o bir ruh hastası.
Did I tell you about my partner's kid playing tennis? Yeah.
Ortağımın çocuğunun tenis oynadığını söylemiş miydim? Evet.
Did I tell you about my partner's kid playing tennis? Yeah?
Evet. Ortağımın çocuğunun tenis oynadığını söylemiş miydim?
Yeah. Did I tell you about my partner's kid playing tennis?
Ortağımın çocuğunun tenis oynadığını söylemiş miydim? Evet?
Yeah. Did I tell you about my partner's kid playing tennis?
Evet. Ortağımın çocuğunun tenis oynadığını söylemiş miydim?
What? Oh, you're, uh, that kid.
Sen şu çocuksun. Ne?
You know, he looked like every other kid in this town.
Bu kasabadaki diğer çocuklara benziyordu.- Bilmiyorum.
Good.- i see you got a wife and kid.
Bakıyorum karın ve çocukların var. Güzel.
Hey… you're gonna call my wife and kid, okay?
Hey… karımı ve çocuğumu arayacaksın, tamam mı?
It's descriptive. There's something wrong with that kid.
O çocukta ters bir şeyler var.
It's descriptive. There's sοmething wrοng with that kid.
O çocukta ters bir şeyler var.
That's cute. You're not keeping my kid from me.
Çok tatlı. Çocuğumu benden uzak tutamazsın.
Why don't you help your kid and my sister instead?
Neden bunun yerine çocuğuna ve kardeşime yardım etmiyorsun?
And everybody will think we're a couple straight golfin' buddies… who just decided to have a kid together. I will just go put on a pair of khakis, maybe a polo shirt.
Gidip bej kumaş pantolonla polo gömlek giyeceğim ve insanlar… bizi beraber çocuk sahibi olmaya karar vermiş golf arkadaşları sanacak.
As long as every morning I walked out the door Aren't you the one who said it wouldn't be fair to have a kid you felt like I might never walk back in?
Sabah kapıdan her çıktığımda, bir daha girmeyecekmişim gibi hissettiğin… sürece çocuk sahibi olmanın uygun olmayacağını söyleyen sen değil miydin?
Results: 44084, Time: 0.0859

Top dictionary queries

English - Turkish