BRIBING in Turkish translation

['braibiŋ]
['braibiŋ]
rüşvet
bribe
corruption
payoff
graft
kickbacks
paid
slush
rüşvet vermekten
bribe
rüşvetler
bribe
corruption
payoff
graft
kickbacks
paid
slush
rüşvetle
bribe
corruption
payoff
graft
kickbacks
paid
slush
rüşvet vermekle
bribe
rüşvetten
bribe
corruption
payoff
graft
kickbacks
paid
slush
rüşvet verdiğin
bribe

Examples of using Bribing in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I'm talking about them bribing railroad dicks.
Rüşvetçi demiryolu pezevenklerinden bahsediyorum.
For bribing Biancarosa and everything else we got on the wire.
Biancarosaya rüşvet verdikleri ve dinleme cihazıyla duyduğumuz her şey için.
And everything else we got on the wire. For bribing Biancarosa.
Biancarosaya rüşvet verdikleri ve dinleme cihazıyla duyduğumuz her şey için.
I have succeeded in bribing the body provider.
Vücut sağlayıcıya rüşveti ayarladım.
He escaped from jail after bribing one of his guards.
Erkek kardeşi hapishane bekçilerinin birisine rüşvet verdikten sonra hapishaneden kaçtı.
Most of our money went on bribing the waiter.
Paramızın büyük bir bölümü garsona verdiğimiz rüşvete gitti.
Bribing a royal messenger?
Kraliyet elçisine rüşvet verdin.
Brick may have gotten all A's, but he definitely flunked bribing.
Brick tüm derslerden A almış olabilirdi ama rüşvet vermede sınıfta kalmıştı.
They're saying that since you have become a wanted man, bribing the police has gotten very costly.
Aranan adam olduğundan beri polislere verdikleri rüşvet çok artmış.
tax evasion, bribing foreign officials.
yabancı memurlara rüşvet verme olabilirdi.
The DA calls that bribing a witness.
Emniyette bu duruma tanık rüşveti denir.
Serious charges. Your cemetery scam… Bribing officials.
Ciddi suçlamalar. Mezarlıkta çevirdiğin dolaplar… Memurlara verdiğin rüşvetler.
In high school, I tried bribing my classmates.
Lisedeyken sınıf arkadaşlarıma rüşvet vermeye çalıştım.
With candy and later, alcohol. I have got myself friends by bribing them.
Önceleri şeker sonraysa alkol… rüşvetiyle arkadaşlarım oluyordu.
You should have seen Chaput bribing everyone with cake. Hello.
Alo. Chaputun pastayla herkese rüşvet vermesini görmeliydin.
Bribing the police has gotten very costly. They're saying that since you have become a wanted man.
Aranan adam olduğundan beri polislere verdikleri rüşvet çok artmış.
Ignoring the damage to untold villages, bribing multiple government officials.
Sayısız köye verilen zararı umursamayıp birçok hükûmet memuruna rüşvet verdi.
It also exposes Yu Ping Construction of bribing legislators and officials.
Yu Ping İnşaatın meclis üyeleri ve yetkililere rüşvetleri de açıklanmış.
How about bribing a trustee to destroy evidence? How about that one?
Kanıtı yok etmek için bir güvenilire rüşvet vermeye ne dersiniz?
I have got myself friends by bribing them- with candy and later, alcohol.
Önceleri şeker sonraysa alkol rüşvetiyle arkadaşlarım oluyordu.
Results: 231, Time: 0.0441

Top dictionary queries

English - Turkish