CLEAR BLUE in Turkish translation

[kliər bluː]
[kliər bluː]
açık mavi
light blue
clear blue
pale blue
bright blue
powder-blue
berrak mavi
clear blue
masmavi
blue
azure
temiz mavi
clear blue
tertemiz mavi

Examples of using Clear blue in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
PHIL In the clear blue sky an awards ceremony.
Mavi berrak bir gökyüzünde bir ödül töreni.
Look at the clear blue skies. We do not have much time left!
Bu mavi berrak gök altında… son anlarımı geçiriyorum!
Palm trees. Clear blue water.
Palmiye ağaçları berrak, mavi sular.
On tomorrow's clear blue skies.
Yarının temiz, mavi göğünde.
Clear blue water. Palm trees.
Palmiye ağaçları,… berrak, mavi sular.
The clear blue sky captured by yoon-ah.
Berrak mavi̇ gökyüzü, fotoğrafi çeken: yoon-ah.
A popular tourist attraction, the clear blue water of the river bubbles forth from a depth of more than fifty-metres.
Popüler bir turistik cazibe olan nehrin açık mavi suyu, çarpıcı, elli metrelik derinlikten kabarcıklar çıkarmaktadır.
Until you have skinny dipped You simply haven't lived in the clear blue waters off the coast of La Ciotat.
La Ciotat kıyılarının açığındaki… o berrak mavi sularda çıplak yüzmedikçe… yaşamış sayılmazsın.
Under clear blue skies in July in the wine region of Ontario, I got married,
Ontarionun üzüm bağlarında haziran ayında açık mavi gökyüzünün altında,
I was born and raised in Miami, the city that's known for its tropical beaches, clear blue skies-- the playground for the rich and famous.
Miamide doğdum ve burada büyüdüm. Tropikal kumsalları, masmavi gökyüzüyle, zengin ve ünlülerin oyun alanı olarak bilinen şehirde.
In the clear blue waters off the coast of La Ciotat. until you have skinny dipped You simply haven't lived.
La Ciotat kıyılarının açığındaki… o berrak mavi sularda çıplak yüzmedikçe… yaşamış sayılmazsın.
Horatio Clear blue skies, and waters too.
Horatio açık mavi gökyüzü, ve deniz.
White sand, clear blue water, your mother looking up at me like I was the one.
Beyaz kumsal, tertemiz mavi sular annen bana, onun için bir tek ben varmışım gibi bakıyordu.
You simply haven't lived in the clear blue waters off the coast of La Ciotat. until you have skinny dipped.
La Ciotat kıyılarının açığındaki… o berrak mavi sularda çıplak yüzmedikçe… yaşamış sayılmazsın.
Not since the Nazis stormed these beaches has a bigger group of scumbags muddied these clear blue waters.
Bu masmavi sular, sahilleri naziler tarafından bombalandığında bile, siz bok çuvallarının yaptığı kadar bulanmamıştı.
You simply haven't lived until you have skinny dipped in the clear blue waters off the coast of La Ciotat.
La Ciotat kıyılarının açığındaki… o berrak mavi sularda çıplak yüzmedikçe… yaşamış sayılmazsın.
There is no reason for this. I'm losing my marble suddenly out of the clear blue sky.
Berrak mavi gökyüzü aniden mermere dönüyor ve kayboluyorum… Bunun için bir neden yok.
I'm losing my marble suddenly out of the clear blue sky… There is no reason for this.
Berrak mavi gökyüzü aniden mermere dönüyor ve kayboluyorum… Bunun için bir neden yok.
So, ye drop out of the clear blue sky, ruining my family, and now ye're minding yer own business? sticking yer nose where it doesn't belong?
Berrak mavi gökyüzünden düşerek… burnunu ait olmadığı yere sokup ailemi mahvediyorsun… ve artık kendi işine mi bakıyorsun yani?
Did you ever wonder why we had to run for shelter When the promise of a brave new world unfurled beneath the clear blue sky!
Yeni cesur dünyanın vaatleri yelken açmışken, hiç merak ettiniz mi neden koşturuyoruz sığınaklara, berrak mavi göğün altında!
Results: 61, Time: 0.0504

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish