CONFRONTING in Turkish translation

[kən'frʌntiŋ]
[kən'frʌntiŋ]
yüzleşmek
face
to confront
deal
a confrontation
karşı
against
versus
towards
opposite
counter
fight
oppose
yüzleşmeye
face
to confront
deal
a confrontation
yüzleşmekten
face
to confront
deal
a confrontation
yüzleşmenin
face
to confront
deal
a confrontation

Examples of using Confronting in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
What will you be able to achieve by confronting the Prime Minister?
Başbakan ile zıtlaşarak ne elde edebilirsiniz ki?
Obtain the remaining Avengers before confronting him.
Onunla karşı karşıya gelmeden önce diğer Yenilmezleri ele geçirin.
I'm not really good at confronting people.
İnsanlara karşı koymakta iyi değilim.
Hey.- Hi. Confronting a murderer?
Bir katille yüzleşmek mi? Merhaba. Selam?
Hi.- Hey. Confronting a murderer?
Bir katille yüzleşmek mi? Merhaba. Selam?
Confronting a murderer?- Hi.- Hey.
Bir katille yüzleşmek mi? Selam. Merhaba.
Hey.- Hi. Confronting a murderer?
Bir katille yüzleşmek mi? Selam. Merhaba?
Confronting a murderer? Hi. Hey.
Bir katille yüzleşmek mi? Merhaba. Selam.
Confronting a murderer? Hey.
Bir katille yüzleşmek mi? Selam. Merhaba.
Hi. Confronting a murderer? Hey.
Bir katille yüzleşmek mi? Merhaba. Selam.
Confronting a murderer? Hey. Hi.
Bir katille yüzleşmek mi? Selam. Merhaba.
Hi. Hey. Confronting a murderer?
Bir katille yüzleşmek mi? Selam. Merhaba?
Confronting a murderer? Hey. Hi.
Bir katille yüzleşmek mi? Merhaba. Selam.
Hey. Confronting a murderer?- Hi.
Bir katille yüzleşmek mi? Selam. Merhaba.
Confronting your reputation?
İtibarınla yüzleşemiyor musun?
Confronting destiny… Ms. Sada!
Kaderiyle yüzleşiyor… Bayan Sada!
What's his address? Confronting Ian right now is a bad idea?
Şu an Ianla zıtlaşmak kötü bir fikir. Adresi ne?
Confronting fear is the destiny of a Jedi.
Korkuyla yüzlesmek bir Jedinin kaderidir.
Experiencing pain. confronting death… I feel most alive.
Acıyı yaşarken. ölümle yüzleşirken… en çok o zaman yaşadığımı hissettim.
Experiencing pain. confronting death… I feel most alive.
Ölümle yüzleşirken… en çok o zaman yaşadığımı hissettim… acıyı yaşarken.
Results: 159, Time: 0.0673

Top dictionary queries

English - Turkish