COULD RUN in Turkish translation

[kʊd rʌn]
[kʊd rʌn]
kaçabiliriz
we can escape
we can
run
we will escape
yönetebilecek
to lead
could run
to run
yönetebiliriz
we can rule
could run
yönetebilirsin
you can
run
koşabileceğini
can run

Examples of using Could run in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
In my day, no man could run as fast as me in the Spanish army.
Ben gençken, İspanyol Ordusunda kimse benden hızlı koşamazdı.
Tom told Mary that he thought a hippopotamus could run at a speed of about 30 kilometers per hour.
Tom Maryye su aygırlarının saatte yaklaşık 30 kilometrelik bir hızla koşabileceğini düşündüğünü söyledi.
Dan Lieberman believes they could run long distances because, like us, they had lost
Dan Lieberman onların uzun mesafeler koşabildiğini çünkü bizim gibi onların da kıldan oluşan kalın örtüyü kaybettiğini
So, birds could run, and walk, and pounce, whatever they needed to do, to collect their food in almost any of the land's environments.
Yani, kuşlar, yürüyebilirler, koşabilirler ve pençeleriyle saldırabilirler karasal ortamda beslenmek için ne gerekiyorsa neredeyse hepsini yapabilirlerdi.
There's no way one person could run those machines and perform surgery at the same time.
Tek başına birinin bu makineleri çalıştırması mümkün değil aynı zamanda operasyon yaparken.
while I'm gone, you could run the record store.
sende Plak Dükkanını idare edebilirsin.
Erica, do you think someone who is pinned half the day could run this operation?
Erica sence… günün yarısını gözetim altında geçiren biri bu işi çevirebilir mi?
And don't need to throw up at all. Not me. I could run in tiny circles like this forever.
Benim değilim. Sonsuza kadar böyle küçük daireler içinde koşabilirim ve hiç kusmam gerekmez.
then the snake, swifter than any horse could run, and, finally, onto the broad columbia. lewis and clark moved fast now.
birinin'' herhangi bir atın koşabileceğinden daha hızlı şeklinde hatırladığı bir hızda ilerliyorlardı.
We're gonna see how fast this guy can run.
Adamın ne kadar hızlı koşabileceğini göreceğiz.
You can run with it.
Sen onu yönetebilirsin.
How fast do you think Joshua can run?
Joshuanın ne kadar hızlı koşabileceğini düşünüyorsun?
Caroline, you can run the school.
Caroline sen okulu yönetebilirsin.
Your soul limps, but you think you can run.
Ruhun aksıyor, ama sen koşabileceğini sanıyorsun.
I doubt even you can run for that long.
Senin bile o kadar süre koşabileceğini sanmam.
You can run on ahead and I will catch you up later.
Siz önden koşabilirsiniz, ben daha sonra size yetişirim.
You can run, Daniel.
Sen kaçabilirsin Daniel.
I have a dog which can run fast.
Benim hızlı koşabilen bir köpeğim var.
He can run!
O koşabiliyor!
Anybody can run.
Herkes aday olabilir.
Results: 41, Time: 0.0677

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish