DECAYING in Turkish translation

[di'keiiŋ]
[di'keiiŋ]
çürümüş
rot
decaying
decomposing
being rotten
to languish
bozunan
çürüyen
rot
decaying
decomposing
being rotten
to languish
çürüyor
rot
decaying
decomposing
being rotten
to languish
çürümek
rot
decaying
decomposing
being rotten
to languish
çürük
rotten
bruise
bad
decay
contusion
rickety
flimsy
rotting
cavities
putrid

Examples of using Decaying in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
And more rapidly than typical ALS.- But your muscles are decaying faster.
Ama kaslarınız MNHde olduğundan çok daha hızlı çürüyor.
Your parents marry your sister off to that piece of decaying flesh.
Annen ve baban kızkardeşini bu çürümüş et parçasıyla evlendiriyor.
Just slowly decaying.
Yavaş yavaş çürüyor.
Your parents marry your sister off to that piece of decaying flesh.
Annenler kız kardeşini bu çürümüş et parçasıyla evlendiriyor.
Yes, slowly decaying.
Evet, yavaş yavaş çürüyor.
We observe the particles decaying 7,000 times,
Biz, parçacıkların bozunmasını 7000 defa
Profound biodegradation, decaying Kryptonian cells.
Şiddetli biyolojik bozunma, Kriptonlu hücrelerinin çürümesi.
I should say decaying.
Ben çürüme derdim.
Sped up the decaying process, my Lord.
Çürüme işlemini hızlandırdım efendim.
They feed on decaying corpses.
Çürümekte olan cesetlerle beslenirler.
His body decaying and weak, he couldn't prevent his death.
Bedeni zayıftı ve çürüyordu, ölümünü engelleyemiyordu.
Her body's still decaying.
Vücudu çürümeye devam ediyor.
I was dying and I was turning into one of them. Decaying physically.
Fiziksel olarak çürüyordum. Ölüyordum ve onlardan birine dönüşüyordum.
Decaying physically. I was dying
Fiziksel olarak çürüyordum. Ölüyordum
And decaying in their graves.
Ve mezarlarında çürüyorlar.
These would certainly slow the decaying of the tissue.
Bunlar kesinlikle dokunun çürümesini yavaşlatır.
Sami left Layla's body decaying in the garage.
Sami, Leylanın cesedini garajda çürümeye bıraktı.
Sami's body lied decaying in the garage.
Saminin cesedi garajda çürümeye yatmıştı.
Those would certainly slow the decaying of the tissue.
Bunlar kesinlikle dokunun çürümesini yavaşlatır.
Kind keepers of my weak decaying age, Let dying Mortimer here rest himself.
Zayıf, çürüyen yaşımın nazik muhafızları… bırakın da ölüm döşeğindeki Mortimer burada dinlensin.
Results: 136, Time: 0.0628

Top dictionary queries

English - Turkish