DOWRY in Turkish translation

['daʊəri]
['daʊəri]
çeyiz
dowry
hope
trousseau
fortunе
başlık parası
çeyizi
dowry
hope
trousseau
fortunе
çeyizini
dowry
hope
trousseau
fortunе
çeyizim
dowry
hope
trousseau
fortunе
başlık parasını

Examples of using Dowry in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
And for the lucky prince who marries my daughter, this shall be her dowry.
Kızımla evlenen şanslı prens için… bu onun çeyizi olacak.
After all, I have no dowry, and he's a gentleman and educated.
Zaten çeyizim de yok. O da eğitimli ve beyefendi.
But your father… drank away your dowry.
Tüm çeyizini içkiye yatırdı. Ama ne yazık ki baban.
I'm doing this filthy job for my sister's wedding, for her dowry.
Ben bu iğrenç işi kız kardeşimin evliliği için yapıyorum, onun çeyizi için.
There are other important qualities that you have in abundance. But I have no dowry.
Çeyizim yok. Bol miktarda sahip olduğun başka önemli özelliklerin var.
We need you to be healthy and make the dowry for our girl.
Sizin sağlıklı olmanıza kızımızın çeyizini hazırlamanıza ihtiyacımız var.
I'm not coming. I have saved money for my dowry.
Ben gelmiyorum. Çeyizim için para biriktirdim.
But your father… drank away your dowry.
Ama baban… tüm çeyizini içkiye yatırdı.
No dowry. I'm offering you nothing.
Çeyizim yok. Sana verecek hiçbir şeyim yok.
Drank away your dowry.
Ama baban… tüm çeyizini içkiye yatırdı.
I'm offering you nothing. No dowry.
Çeyizim yok. Sana verecek hiçbir şeyim yok.
Let's sell the necklace and prepare the dowry.
Kolyeyi satalım da çeyizini hazırlayalım.
What difference does my dowry make?
Benim çeyizim neyi degistirecek ki?
I saved a dowry.
Çeyizim için biriktirmiştim.
Before she died, my mum gave me this mule as my dowry.
Ölmeden önce annem bu katırı bana çeyizim olarak bırakmıştı.
It will be my dowry.
Bu benim çeyizim olacak.
No parents, I have no carriage, no dowry.
Arabam yok… ebeveynim yok… ve çeyizim yok.
Grau Puig, my brother sacrificed his inheritance so I could have a dowry.
Grau, ağabeyim kendi payından vazgeçtiği için çeyizim oldu.
I have no carriage, no parents, and no dowry.
Arabam yok ebeveynim yok ve çeyizim yok.
Assure your good people that the dowry will be appropriate.
Halkınızı çeyizin uygun olacağı konusunda ikna edin.
Results: 370, Time: 0.042

Top dictionary queries

English - Turkish