EMBRACES in Turkish translation

[im'breisiz]
[im'breisiz]
kucaklıyor
embrace
to hug
to hold
to cuddle
kabul
accept
agree
take
admit
acceptance
admission
will
receive
acknowledge
granted
benimsiyor
to adopt
embracing
to take
kucaklayıp
embraces
and
sarılır
hug
embraces
are wrapped
do you wrap
hold

Examples of using Embraces in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Our Lord embraces all things in knowledge.
Rabbimizin ilmi her şeyi kuşatmıştır.
A woman embraces life."A woman makes choices to make her life better.
Bir'' kadın'' hayatı kucaklar yaşamını daha iyi yapacak seçimler yapar.
That the man who embraces the dark is never without sight.
Karanlığı kucaklayan bir adamın görüşünün her an olacağını.
I like the clown who embraces sadness.
Hüznü kucaklayan palyaçoyu seviyorum.
This is what a man looks like who embraces his destiny.
Kaderini kucaklayan adam ancak böyle görünür.
Our Lord embraces all things in His knowledge.
Rabbimizin ilmi her şeyi kuşatmıştır.
He embraces it. Caresses it.
Onu kucaklar. Onu okşar.
He embraces it.
Onu kabullenir. Onu kucaklar.
He embraces it. Caresses it.
Onu kucaklar. Onu kabullenir.
He embraces it.
Onu kucaklar. Onu kabullenir.
Kidlat, when the typhoon blows off its cocoon, the butterfly embraces the sun.
Kelebek güneşi kucaklar. Kidlat, tayfun kozasını patlattığında.
The butterfly embraces the sun.- When the typhoon blows off its cocoon.
Kelebek güneşi kucaklar. Tayfun kozasını patlattığında.
No more passionate embraces?
Artık tutkulu kucaklaşmalar yok mu?
Science is a collective enterprise… that embraces many cultures and spans the generations.
Bilim, pek çok kültürü kucaklayan… ve kuşakları kapsayan toplu bir girişimdir.
Many embraces, Rosa.
Kucaklarım, Rosa.
The light embraces and protects thee.
Işık seni kucaklar ve korur.
Embraces sorrow and worries.
Üzüntü ve endişeleri kucaklar.
Paul Kellerman breaks into tears, as his sister embraces him tightly.
Kız kardeşi ona sıkıca sarılırken Kellerman gözyaşlarına boğulur.
His knowledge embraces everything.
Onun bilgisi her şeyi kuşatmıştır.
His knowledge embraces everything.
O, ilim bakımından herşeyi kuşatmıştır.
Results: 111, Time: 0.0843

Top dictionary queries

English - Turkish