EMBRACING in Turkish translation

[im'breisiŋ]
[im'breisiŋ]
kucaklamak
embrace
to hug
to hold
to cuddle
benimsemek
to adopt
embracing
to take
kabullenmek
accept
to admit
acceptance
to acknowledge
to take
embracing
just
face it
concede
kucaklayarak
embracing
hug
with open arms
kucaklayan
embracing
hug
holding
whatjust
when they wholly embrace
kabul ettiğini
accept
to admit
take
agree
acknowledge
to receive
concede
an admission
acceptance
kucaklaşmasıyla
lap
hug
welcome
cuddle
embrace
arms
kucakladığını
embrace
to hug
to hold
to cuddle
kucaklamakla
embrace
to hug
to hold
to cuddle
kucaklamaktır
embrace
to hug
to hold
to cuddle
benimsemenin
to adopt
embracing
to take

Examples of using Embracing in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
But sometimes, embracing the darkness is the only way to get justice.
Ama bazen adaleti sağlamanın yolu karanlığı kucaklamaktır.
Being brave. Embracing change.
Değişimi kucaklamak. Cesur olmak.
You're afraid that embracing your humanity?
Zayıflatacağından korkuyorsun. Sanırım, insanlığı benimsemenin, senin mükemmelliğini Öyle mi?
The only way to get justice. But sometimes, embracing the darkness is.
Ama bazen adaleti sağlamanın yolu karanlığı kucaklamaktır.
Embracing change. Being brave.
Değişimi kucaklamak. Cesur olmak.
It's nice to see you embracing life.
Kucakladığını görmek çok güzel. Harika. Senin hayatı böyle.
Yeah, yeah. It is the first step in embracing the new me.
Evet, bu yeni beni benimsemenin ilk adımı. Büronun reklamını yapıyorsun.
But sometimes, embracing the darkness is.
Ama bazen adaleti sağlamanın yolu karanlığı kucaklamaktır.
Embracing love instead of fear.
Korku yerine sevdiklerimizi kucaklamak.
You should feel the beauty of nature embracing you As you walk down the aisle.
Doğanın güzelliğinin sizi kucakladığını hissetmelisiniz koridordan geçerken.
Yeah, yeah, it is the first step in embracing the new me.
Evet, bu yeni beni benimsemenin ilk adımı.
Your hour is up. Embracing is forbidden.
Saatiniz doldu. Kucaklamak yasak.
And it means embracing every part of who you are. It is called radical self-acceptance.
Buna radikal öz kabullenme deniyor ve benliğini her yanıyla kucaklamak anlamına geliyor.
and it means embracing every part of who you are.
benliğini her yanıyla kucaklamak anlamına geliyor.
Embracing the single lifestyle?
Bekar yaşam tarzını kucaklamak.
Thandie Newton: Embracing otherness, embracing myself.
Thandie Newton: Ötekiliği kucaklamak, kendimi kucaklamak.
For all your talk of embracing the darkness, I don't think you want to be alone in it.
Karanlığı kucaklamaktan bahsediyorsun ama yalnız olmak istediğini sanmıyorum.
The sight of enemies embracing each other embarrasses your young companion.
Düşmanların birbirini kucaklaması genç arkadaşını rahatsız etti.
I believe in embracing surprises.
Ben sürprizlerin benimseneceğine inanıyorum.
The soothsayer embracing the Sun.
Müneccim güneşi kucaklıyor.
Results: 5242, Time: 0.0672

Top dictionary queries

English - Turkish