FLECK in Turkish translation

[flek]
[flek]
fleck
benek
spot
speck
fleck
dot
parçasını
piece
track
item
fragment
song
bit
shard
particle
component
slice
noktayı
point
dot
period
spot
where
speck

Examples of using Fleck in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Nicely done. want to volunteer to take this fleck to where all the flecks belong.
Aferin. bunu metallerin ait olduğu yere götürmek için gönüllüsün.
I did find a fleck embedded in her skin.
Derisine yapışmış küçük bir parça buldum.
And I think that this passage is just one little fleck.
Ve bence bu kısım sadece küçük bir leke.
Tiny fleck of darkness… Invisible to everyone.
Karanlığa ait küçük bir nokta.
I see a little little gray fleck right there.
Tam şurada ufacık gri bir benek görüyorum.
Béla Fleck and the Flecktones saxophonist Jeff Coffin filled in for Moore for the remainder of the tour.
Béla Fleck and the Flecktones grubundan Grammy ödüllü saksofonist Jeff Coffin, Mooreun yerine gruba alındı.
Mr. Fleck, isn't it true that you were given a lucrative pension by Xenstar- in exchange for your silence?
Bay Fleck, Xenstarın sessiz kalmanız şartıyla size yüklü bir emekli maaşı verdiği doğru mu?
Well, Mr. Fleck offhand I would say the only reason he would disobey an order is if he didn't agree with it.
Yalan söyle. Pekala Bay Fleck. Ancak aynı fikirde değilse bir emri çiğner.
Once we have amassed enough flecks… we will set a trap.
Birkerede yeterince benek götürürsek… tuzağı kuracağız.
And several black flecks.
Ve birkaç siyah benek.
I don't see any grinding or flecks of amber.
Bir aşınma ya da kehribar parçası görmüyorum.
Gold flecks… similar to the substance we found in Sedona Wiley's cash register.
Altınımsı parçacıklar… Sedona Wileyın yazar kasasında bulduklarımıza benziyor.
Flecks of something shiny.
Parlak parçalı şeyler.
Unless we count flecks.
Eğer noktaları saymazsak.
They have blue flecks.
Mavi lekeler var.
Once we have amassed enough flecks we will set a trap.
Yeteri kadar parçacık biriktirdiğimizde bir tuzak kuracağız.
They have no chance against the flecks.
Parçalara karşı hiç şansları yok.
Did you see those gold flecks?
Şu altın benekleri gördün mü?
The flecks in her hair. icons.
Saçındaki parçacıklar.- Simgeler.
His intestinal tract was virtually empty, except for these brown flecks I found.
Bulduğum bu kahverengi parçacıklar hariç bağırsakları tamamen boştu.
Results: 75, Time: 0.0685

Top dictionary queries

English - Turkish