FOLLY in Turkish translation

['fɒli]
['fɒli]
folly
foley
folly trying to take
beyinsiz
brainless
idiot
mindless
stupid
moron
dumb
dim-witted
brain
fools
foolishness
aptallık
stupid
idiot
dumb
fool
silly
foolish
dummy
moron
jerk
dumbass
çılgınlık
crazy
mad
wild
insane
freaky
lunatic
madman
wacky
nutty
frenzied
ahmaklığını
idiot
fool
jackass
stupid
jerk
dumb
foolish
silly
dork
dope
budalalığı
fool
idiot
silly
dumb
dummy
stupid
foolish
jackass
sucker
dope
delilik
crazy
mad
insane
lunatic
madman
maniac
freak
psycho
nuts
deranged
aptallığı
stupid
idiot
dumb
fool
silly
foolish
dummy
moron
jerk
dumbass
çılgınlığı
crazy
mad
wild
insane
freaky
lunatic
madman
wacky
nutty
frenzied
aptallığını
stupid
idiot
dumb
fool
silly
foolish
dummy
moron
jerk
dumbass
aptalca
stupid
idiot
dumb
fool
silly
foolish
dummy
moron
jerk
dumbass
ahmaklığı
idiot
fool
jackass
stupid
jerk
dumb
foolish
silly
dork
dope
beyinsizlik
brainless
idiot
mindless
stupid
moron
dumb
dim-witted
brain
fools
foolishness
ahmaklık
idiot
fool
jackass
stupid
jerk
dumb
foolish
silly
dork
dope
ahmaklıkları
idiot
fool
jackass
stupid
jerk
dumb
foolish
silly
dork
dope
budalalığa
fool
idiot
silly
dumb
dummy
stupid
foolish
jackass
sucker
dope

Examples of using Folly in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Folly? That this… folly.
Çılgınlık? Bu bu çılgınlık.
Plans are in motion to bring this folly to an end.
Bu aptallığı bitirmek için planlar devrede.
Oh, okay. 10 large on Castor's Folly to win.
Tamam. Castors Folly galibiyeti için 10.
Falure, also. But weakness… folly.
Ama zayıflık… aptallık… başarısızlığı da.
Strength… But weakness… folly… mastery… falure, also.
Ama zayıflığını… ahmaklığını… başarısızlığını da. Gücünü… ustalığını.
Ross Poldark's latest folly?
Ross Poldarkın son budalalığı.
Even you must realize the folly of being a king without a kingdom.
Sen bile krallığı olmayan bir kralın, delilik olduğunu idrak edebilirsin.
That this… folly… Folly?
Çılgınlık? Bu bu çılgınlık.
No one to beat him for folly.
Kimse onu çılgınlığı için dövmez.
Strength, But weakness, failure also. folly, mastery.
Ama zayıflık… aptallık… başarısızlığı da. Dayanıklılık… ustalık.
Falure, also. mastery… But weakness… folly… Strength.
Ama zayıflığını… ahmaklığını… başarısızlığını da. Gücünü… ustalığını.
Neck and neck with Papa Gene on the outside alongside Castor's Folly.
Papa Gene ve dış kulvardan gelen Castors Folly yan yanalar.
That is the folly of man.
Bu insanın budalalığı işte.
It's folly not using the Enemy's power against him.
Düşmanın gücünü yine ona karşı kullanmamak delilik.
If they be inhabited, what a scope for misery and folly.
Eğer yaşam varsa… Ne sefalet ve çılgınlık.
You will too, when you see your own folly, and the triviality of your illusions.
Sen de, kendi aptallığını ve hayallerinin saçmalığını anladığında bunu yapacaksın.
Oh, the folly of youth! Amy works in my office. She runs.
Oh, gençlik çılgınlığı! Amy ofisimde çalışıyor.
You will excuse me, my Lord, if I take leave of this… folly.
Sakıncası yoksa, bu aptallığı terk etmek istiyorum.
Failure also. Strength, But weakness, folly, mastery.
Ama zayıflık… aptallık… başarısızlığı da. Dayanıklılık… ustalık.
And I gave my heart to know wisdom and to know madness and folly.
Kalbimi, irfanı öğrenmeye adadım ve deliliği ve budalalığı.
Results: 242, Time: 0.0906

Top dictionary queries

English - Turkish