FOOLING AROUND in Turkish translation

['fuːliŋ ə'raʊnd]
['fuːliŋ ə'raʊnd]
oyalanmayı
votes
needlepoint
maskaralığı
mascara
laughingstock
laughing stock
fool
joke-boy
codpiece-face
oynaşırken
to fool around
making out
to play with
it's romping
canoodling
aylaklık etmekle
oynaşmayı
to fool around
making out
to play with
it's romping
canoodling
aylaklık yapmak
aptal gibi koşuşturmayı
ortalıkta aptalca dolaşarak

Examples of using Fooling around in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Girls like fooling around just as much as boys.
Kızlar da oynaşmayı oğlanlar kadar sever.
Break it up! Quit fooling around, Max!
AyrıIın! Maskaralığı kes, Max!
Georgie, Michael, stop fooling around!
Georgie, Michael, oyalanmayı bırakın!
Like fooling around with witnesses. Don't mess this up just because you.
Tanıklarla oynaşmayı sevdiğin için bu işi mahvetme.
Alright.- Why don't you stop fooling around?
Şu maskaralığı kessene.- Tamam?
Andovi, stop fooling around.
Andovi, oyalanmayı kes.
Why don't you stop fooling around?- Alright.
Şu maskaralığı kessene.- Tamam.
Beaker, stop fooling around.
Beaker, maskaralığı bırak.
No more fooling around.
Artık aylaklık etmek yok.
No fooling around with clients… and always be prepared.
Müşteriyle oynaşmak yok ama buna her zaman hazırlıklı ol.
Enough fooling around, yes?
Yeterince oyalandık, değil mi?
Stop fooling around, Pinky's here.
Aylaklık etmeyi bırakın, Pinky burada.
Fooling around instead of doing some real work.
Gerçek bir iş yapmak yerine bir şeylerle oyalanıyor.
No more fooling around.
Daha fazla oyalanmayalım.
Alright, you guys, no fooling around.
Pekala, çocuklar, maskaralık yok.
Yes, no more fooling around.
Tamam, daha fazla maskaralık yok.
Fooling around with me while going on about her.
Durmadan onun hakkında konuşurken, benimle oyalanıyorsun.
Just fooling around.
Sadece oyalanıyorum.
We're sitting on her couch, fooling around… and then she turns to me and says.
Birden bana döndü ve şöyle dedi: Kanepesinde oturmuş oynaşıyorduk.
With my girl. Hey, no fooling around.
Hey, kızımla oynaşmak yok.
Results: 91, Time: 0.0527

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish