FOR GOOD in Turkish translation

[fɔːr gʊd]
[fɔːr gʊd]
iyi için
for good
for the greater good
ebediyen
forever
for all eternity
eternally
for ever
in perpetuity
for evermore
iyilik için
for good
for the greater good
temelli
basic
fundamental
main
base
essential
ground
elementary
primary
core
foundation
için güzel
nice for
good for
beautiful for
pretty for
great for
beauty for
sweet for
well for
beautifully for
fancy for
iyiliği için
for good
for the greater good
i̇yilik için
for good
for the greater good
yarar
good
benefit
use
help
useful
could
does
utility
beneficial
advantage
hayır istemekten/hayır için
iyi erkeklere iyi erkekler de iyi kadınlara mahsustur

Examples of using For good in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
You need him off the streets for good.
İyilik için onu sokaklardan uzak tutman gerek.
Yeah, I thought she was gone for good when they found Wilden.
Evet, Wildenın cesedi bulununca kendi iyiliği için gitti sanıyordum.
We steal his $100 million. And get out of town for good.
Onun 100 milyon dolarını çalıyoruz ve iyi için şehirden çıkıyoruz.
It can either be used for good or for evil.
İyilik için de kullanılabilir, kötülük için de.
You lose this pack for good. Hmm? You walk out that door.
Hmm? O kapıdan çıktın… Bu paketi iyi için kaybedersin.
To leave the life… for good. So we were gonna use the opportunity.
Biz de bu hayattan kaçma fırsatını değerlendirdik, ikimizin iyiliği için.
I embraced darkness for good.
İyilik için karanlığı kucakladım.
Well, i'm leaving for good now.
Eh, şimdi iyi için ayrılıyorum.
I had hoped Ryan… Had finally gotten clean, for good.
Ryanın sonunda temize çıkacağını umuyordum, iyiliği için.
Dlt's intended for good, to combat injury,
İyilik için tasarlandı. Savaş yaralarını
Ready I am sorry, my love, but we must part for good.
Üzgünüm aşkım. Ancak ikimizin de iyiliği için ayrılmalıyız.
One for bad, two for good. Yeah.
Bir kötü için, iki iyi için. Evet.
For good, cancer merchant!
İyilik için, kanser taciri!
Yeah. One for bad, two for good.
Bir kötü için, iki iyi için. Evet.
The saloon is open now a-and it's open for good.
Bar şu an herkesin iyiliği için açık.
So that I can get rid of her for good.
İyilik için ondan kurtulmanın yolunu arıyorum.
Hmm? You walk out that door… you lose this pack for good.
Hmm? O kapıdan çıktın… Bu paketi iyi için kaybedersin.
I don't know, some of the girls dropped out for good.
Bilmiyorum. Kızların çoğu kendi iyiliği için ayrıldı.
They're killing for good and only the people who kill.
İyilik için ve sadece katilleri öldürüyorlar.
For good.
İyilik için ama.
Results: 923, Time: 0.0823

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish