GOSSIPS in Turkish translation

['gɒsips]
['gɒsips]
dedikodu
gossip
rumor
rumour
hearsay
dedikoducular
gossip
rumor
rumour
hearsay
dedikodular
gossip
rumor
rumour
hearsay
dedikoduları
gossip
rumor
rumour
hearsay

Examples of using Gossips in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Ms. Tina, check out these two gossips.
Bayan Tina! Bakın, bu ikisi dedikodu yapıyor.
Almost everyone gossips.
Neredeyse herkes dedikodu yapıyor.
My first two guests are the school's biggest gossips, Mercedes Jones
İlk konuklarım okulun en dedikoducuları Mercedes Jones
Caroline, look, I'm a single guy living in a small town of gossips.
Caroline dinle, ben dedikoduyla çalkalanan kasabada yaşayan bekâr bir erkeğim.
Away from all the gossips.
Bütün dedikodulardan uzak.
Caroline, look, I-I-I'm a single guy living in a small town of gossips.
Caroline dinle, ben dedikoduyla çalkalanan kasabada yaşayan bekâr bir erkeğim.
Caroline, look, I-I-I'm a single guy living in a small town of gossips.
Caroline bak, ben dedikoduların olduğu küçük bir kasabada yaşayan bekâr bir adamım.
He spread gossips that I was sick, made all believe it hiding the truth.
Hasta olduğum dedikodusu yaydı, gerçeği gizleyerek herkesi buna inandırdı.
She needs a man in her life. Don't believe the gossips.
Dedikodulara inanmayın. Hayatında birine ihtiyacı var.
Don't believe the gossips. She needs a man in her life.
Dedikodulara inanmayın. Hayatında birine ihtiyacı var.
It's only serving tea to a few posh gossips.
Birkaç havalı dedikoducuya çay servis edeceksin.
Look, I'm not interested in gossips.
Bak, tüm bu dedikodularla ilgilenmiyorum.
Right. Well… here's something the gossips don't have.
Tabii ki… işte sana dedikodularda olmayan bir şey.
İsmet pasha's coming to the Ankara caused the gossips to start.
İsmet Paşanın Ankaraya gelmesi dedikoduların başlamasına neden oldu.
Aaronson and Zowkowski are the two biggest gossips in town.
Aaronson ve Zowkowski, kasabadaki en büyük dedikoducudur.
Infidelity is the invention of moralists and gossips.
İhanet, ahlak düşkünlerinin ve dedikoducuların icadıdır.
People are such gossips.
İnsanlar çok dedikoducudurlar.
That's just some fancy-pants mumbo jumbo for saying they're like gossips.
Şık giyinen tiplerin bunların birer dedikodudan ibaret olduğunu söylemesi gibi.
This town is filled with gossips.
Bu kasaba dedikodularla dolu.
If I resolve this, I end the gossips as well.
Bu işi ben çözersem dedikodulara da son veririm.
Results: 75, Time: 0.0506

Top dictionary queries

English - Turkish