HAD TIME in Turkish translation

[hæd taim]
[hæd taim]
zamanım oldu
vakti vardı
vaktim olmadı
zamanı
time
when
then
whenever
well
always
long
anytime
ever
once
ayıracak vakti yoktu
we don't have time
zamanları vardı
zamanım olsaydı
zaman vardı
zamanım olsa
vaktimiz vardı
vaktim vardı
zaman
time
when
then
whenever
well
always
long
anytime
ever
once

Examples of using Had time in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Your company had time to pay.
Arkadaşlarınızın ödemeye vakti vardı.
I wish I had time to make your acquaintance, my dear.
Keşke seni tanıyabilecekkadar zamanım olsaydı, hayatım.
In those days, they had time for everything.
O günlerde her şey için zamanları vardı.
In 249 years, had time to learn them all.
Yıl içinde, hepsini öğrenmek için zamanım vardı.
What? Had time to burn?
Yakması için zaman vardı… Ne?
I wish i had time to wipe that locker clean.
Keşke o dolabı temizleyecek zamanım olsaydı.
I woke up early and had time.
Erken kalktım ve zamanım vardı.
Had time to burn… what?
Yakması için zaman vardı… Ne?
I would have done it if I had time.
Zamanım olsa ben kendim yapardım da neyse işte.
Wish I had time to get you a wedding present!
Keşke sana düğün hediyesi alacak zamanım olsaydı!
Yeah… Thing is, we barely had time to process the girl.
Şey, biz zar zor kızı işlemek için zamanım vardı. -Evet.
So, as I had time today, I went and volunteered.
Bugün vaktim vardı, ben de gittim ve gönüllü oldum.
That dream team had time to prepare.
O rüya takımının toparlanması için zaman vardı.
I wish I had time to study French.
Keşke Fransızca çalışmak için zamanım olsa.
I wish I had time to hear the whole story.
Keşke, tüm hikayeyi dinleyecek zamanım olsaydı.
Thing is, we barely had time to process the girl.- Yeah.
Şey, biz zar zor kızı işlemek için zamanım vardı. -Evet.
I can tackle all the chores I never had time for.
Garajı toparlamak için zaman bulamıyordum, onu halledeceğim.
I only just had time to open the window.
Ama pencereleri açmam için biraz zaman vardı.
I had time to make mistakes.
Benim hata yapacak vaktim vardı.
Yeah, I just wish I had time for"eventually.
Evet, keşke o kadar zamanım olsa.
Results: 129, Time: 0.0542

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish