HARD-EARNED in Turkish translation

zor kazanılmış
hard-earned
hard-won
alın terimle kazandığım
zar zor kazandığın
kazandığım
win
to earn
to make
gain
to buy
to achieve
to be a winner
teriyle kazanılan

Examples of using Hard-earned in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Well, we give youour hard-earned money.
Pekala, Size zor kazandığımız paramızı veriyoruz.
Hard-earned money.
Alın teriyle kazanılmış para.
I just don't want us to sink our hard-earned savings into a money pit.
Sadece zar zor kazanılmış birikimimizin bir para batapına batmasını istemiyorum.
Buddy, you feel like spending some of your hard-earned money? Everything?
Dostum, şu zorlukla kazandığımız parayı harcamak ister misin?- Her şey?
Then we can take that hard-earned prize money off your hands.
Sonra da alın terinle kazandığın ödül paranı elinden alabiliriz.
You're just like every other woman spending my hard-earned money.
Her kadın zor kazanılan paramı harcamak.
Spending my hard-earned money. You're just like every other woman.
Her kadın zor kazanılan paramı harcamak.
Do we have to actually throw hard-earned dollars down on the counter?
Zorlukla kazanılan dolarları tezgahın üzerine fırlatmalı mıyız?
If you wanna waste your hard-earned heroin money on that shit, you be my guest.
Eğer zor kazandığın eroin parasını boşa harcamak istiyorsan, önden buyur.
If you wanna waste your hard-earned heroin money on that shit.
Zorla kazandığın eroin paranı bu boka harcamak istiyorsan istediğini yap.
It is why you pay them all your hard-earned money.
Bu yüzden güçlükle kazandığınız paranızı onlara veriyorsunuz.
Gentlemen, the brothers standing before you have embezzled all of your parents' hard-earned money.
Beyler… ailelerinizin güçlükle kazandığı paraları bu kardeşleriniz iç etti.
Now they think they can take my hard-earned money.
Ve şimdi, benim zorla kazanılmış paramı da alabileceklerini düşünüyorlar.
We win this thing by prosecuting Alderman Gibbons with facts and hard-earned evidence.
Bu olayı, Meclis Üyesini gerçekler ve somut delillerle yargılayarak kazanacağız.
Paid my hard-earned money for that basketball.
O basketbol topunu, alnımın teriyle kazandığım parayla aldım.
The best use of their hard-earned coin. And rising. No doubt they feel a palace
Bir sarayın ya da anıtın zor kazanılmış paralarının harcanacağı en iyi şey olmadığı.-
Maybe some of you heard me on the radio offering my own hard-earned money for the capture of a dangerous fugitive.
Belki bazılarınız tehlikeli bir kaçağın yakalanması için radyoda alın terimle kazandığım kendi paramı teklif ettiğimi duymuştur.
No doubt they feel a palace or a monument is not And rising. the best use of their hard-earned coin.
Bir sarayın ya da anıtın zor kazanılmış paralarının harcanacağı en iyi şey olmadığı.- Hiç şüphe yok ki hissettikleri.
Tell'em rick here is taking hard-earned cash out of their pockets… hey, shane, call the local 629.
Shane, sendika şubesini arayıp… Rickin alın teriyle kazanılan paraları sendika üyesi olmayan… kaçak göçmenlere dağıttığını söyle. Sendikaya üyeymiş.
Offering my own hard-earned money for the capture of a dangerous fugitive. Maybe some of you heard me on the radio.
Belki bazılarınız tehlikeli bir kaçağın yakalanması için… radyoda alın terimle kazandığım kendi paramı teklif ettiğimi duymuştur.
Results: 100, Time: 0.0578

Top dictionary queries

English - Turkish