HAS ALWAYS in Turkish translation

[hæz 'ɔːlweiz]
[hæz 'ɔːlweiz]
her zaman
always
all the time
anytime
usual
hep
always
all
all the time
daima
always
forever
var o isim bana hep
her daim
always
all the time
hep dünyada afyon dediğiniz madde bulunurdu
her zaman benim zayıf noktalarımdan biri olmuştur
olduğunda hep
it's always
her zaman elbette hayatımın en büyük onurlarından biri olmuştur

Examples of using Has always in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Your job has always been clear.
İşin daima açıktı.
But our community has always been misguided.
Ancak topluluğumuz hep yanlış yoldaydı.
Alicia, I mean, John has always been a little weird.
Alicia, John her zaman… biraz tuhaf davranırdı.
That man has always scared me.
O adam beni oldum olası korkutuyordu.
Satoko-san has always been waiting for you.
Satoko-san daima seni bekledi.
Alicia, I mean, John has always been a little weird.
Aslında John her zaman biraz tuhaftı Alicia.
Steven has always been a loner.
Steven hep münzeviydi.
Life has always been my gift to re-gift.
Benim armağanım daima hayat olmuştur.
And the facts. Harry has always been an impulsive boy.
Ve gerçekleri. Harry her zaman dürtüsel bir çocuktu.
Alex has always been loyal.
Alex hep sadıktı.
That has always been the goal.
Amaç daima buydu.
Your boy has always been broken, I'm told. You broke my boy.
Söylediğim gibi oğlun her zaman kırıktı. Oğlumu kırdın.
Cannabis has always been a part of my life.
Kenevir hep hayatımın bir parçasıydı.
Tullius has always been a favored son of Capua.
Tullius daima Capuanın gözde evladı oldu.
You broke my boy. Your boy has always been broken, I'm told.
Söylediğim gibi oğlun her zaman kırıktı. Oğlumu kırdın.
Your cousin Jay has always been a jackass.
Kuzen Jay hep pisliğin tekiydi.
Tullius has always been a favoured son of Capua.
Tullius daima Capuanın gözde evladı oldu.
Drizella has always been awake.
Drizella hep uyanıktı.
My father has always been my greatest champion
Babam her zaman benim en büyük şampiyonum
Willy has always been sickly.
Willy hep hasta gibiymiş.
Results: 412, Time: 0.047

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish