HUMANS in Turkish translation

['hjuːmənz]
['hjuːmənz]
insanlar
human
people
man
person
mankind
civil
folks
i̇nsanlar
human
people
man
person
mankind
civil
folks
insanların
human
people
man
person
mankind
civil
folks
insanları
human
people
man
person
mankind
civil
folks

Examples of using Humans in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
And we poor, irrational humans whipped them in a fair fight.
Biz zavallı irrasyonel insanlarsa, onları adil bir kavgada yere serdik.
The problem is that humans are competing with nature.
Problem insanlığın Doğa ile yarışması.
Sam Humans only have 23.
İnsanlarda sadece 23 olur.
Hasn't science proved that all humans developed from a single evolutionary process?
Bilim, insanlığın, tek bir evrimsel işlem sonucu geliştiğini kanıtlamadı mı?
Humans inevitably die.
İnsanlarda ölüm kaçınılmaz.
Get back to your humans.
Sen kendi insanlarının yanına dön.
We humans, we protect our brothers until our last dying breath.
Biz insanız, son nefesimize kadar kardeşlerimizi koruruz.
You who would never let one of your precious humans die.
Sen değerli insanlarının ölmesine asla izin vermezsin.
Don't humans have monozygotic double births?
İnsanlarda tek zigottan ikiz doğum olmuyor mu?
The cowpox virus, the virus used to inoculate humans against smallpox.
İnsanlarda suçiçeği aşısı olarak kullanılan kovpoks bir virüs için.
Humans normally have twelve, rarely eleven.
İnsanlarda normalde 12 tane bulunur. Nadiren 11 olabilir.
I think humans are ready to meet aliens much more than they're given credit for.
İnsanlık, uzaylılarla karşılaşmaya sanıldığından çok daha hazır.
Every culture, every religion since humans dropped out of the trees has practiced exorcism.
İnsanlık başından beri tüm kültürlerde ve dinlerde şeytan çıkarma uygulanmıştır.
Only to find that I belong to a world hidden from humans.
Sadece İnsanlardan Uzakta Gizli Bir Dünya Bulabilmek İçin.
He wants to annihilate all humans, but I'm not like him.
O tüm insanlığı yok etmek istiyor, ama ben onun gibi değilim.
Humans do not have our strength.
İnsanlarda bizim dayanıklılığımız yok.
I hate to quote the humans, but patience is a virtue.
İnsanlardan alıntı yapmaktan nefret ediyorum ama, sabır erdemdir.
You have heard of the Atrian extremists who hate humans, right?
İnsanlardan nefret eden Çapulcu Atrianları duydun değil mi?
But if humans could become vegetarians now, you would make a massive difference.
Ama insanlık şu an vejeteryan olabilseydi herşey gerçekten çok çok farklı olurdu.
What's insane is the way humans choose to live today.
Kaçık olan insanlığın seçtiği yaşam şekli.
Results: 10963, Time: 0.0413

Top dictionary queries

English - Turkish