INDEBTED in Turkish translation

[in'detid]
[in'detid]
borçlu
debt
loan
lend
borrow
money
owe
liability
minnettar
grateful
appreciate
thankful
appreciative
gratitude
obliged
appreciation
borçlandım
to owe
having debts
borçluyum
debt
loan
lend
borrow
money
owe
liability
borcu
debt
loan
lend
borrow
money
owe
liability

Examples of using Indebted in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
To get bashed or for turning against a friend. It would have been much better for betraying someone I'm indebted to I'm sorry.
Üzgünüm. Borçlu olduğum kişiye veya arkadaşıma sırt çevirdiğim için ihanet ettiğim için.
I always assumed the reason Dr. Thackery never decamped to a more prestigious hospital is because he was in some way indebted to you.
Dr. Thackerynin ayrılıp daha prestijli bir hastaneye geçmemesinin sebebinin bir şekilde size borçlu olmasına bağlıyordum.
would be indebted to them.
Karşılığında onlara borçlu olacaktım.
Well, you thank him for me and tell him that I will be forever indebted to him for his very lovely gift.
Pekala, ona teşekkür et ve de ki bu sevimli hediye için Ona daima borçlu olacağım.
please allow me to thank you, on behalf of all my family, since they don't know to whom they are indebted.
teşekkür etmeme izin verin. Zira onlar bu iyiliği kime borçlu olduklarını bilmiyorlar.
Becomes the peace-loving citizen of tomorrow, When the child of today to this great man. he will be partially indebted.
Bugünün çocukları yarın barışsever vatandaşlar olduklarında,… bunu biraz da bu büyük adama borçlu olacaklar.
he will be partially indebted to this great man.
bu büyük adama borçlu olacaklar.
Please let me say this, please allow me to thank you, on behalf of all my family, since they don't know to whom they are indebted.
Lütfen tüm ailem adına teşekkür etmeme izin verin, çünkü onlar kime borçlu olduklarını bilmiyor.
You can't join us on this grand adventure if you are enslaved, indebted or indentured.
Eğer esir edilmiş, borçlandırılmış veya sözleşmeli olursanız bu büyük macerada bize katılamazsınız.
Because you would be so indebted to me that you would have to… Because… What?
Borçlanırsın ki sonunda… Çünkü bana o kadar,- Ne?
His castle indebted the family so much, that only the rich bride could save it.
Ailenin kalesi o kadar borçluydu ki, onları ancak zengin bir gelin kurtarabilirdi.
You do me much honor, when it is I who are indebted to you… for the rescue of my son.
Beni şereflendirdiniz. Oğlumu kurtarmanızı… göz önüne alırsak asıl ben size minnettarım.
I'm not sure if you're aware of how hard it has been for me these past three years to be indebted to my parents?
Aması yok. Son üç yıldır aileme borçlu olmanın benim için ne kadar güç olduğunu biliyor musun?
Young man… always indebted to you for your courage in the field, but you must learn to tread lightly.
Genç adam savaş alanındaki cesaretinden dolayı sana her zaman müteşekkirim ama ölçülü davranmayı öğrenmelisin.
Serbs are the least indebted consumers in Europe, the general secretary of the Association of Serbian Banks, Veroljub Dugalic, said on Tuesday May 31st.
Sırp Bankalar Birliği genel sekreteri Veroljub Dugaliç 31 Mayıs Salı günü yaptığı açıklamada, Sırpların Avrupadaki en az borçlu tüketiciler olduğunu söyledi.
once I have granted them a favor, they're indebted to me for life.
onlara bir iyilik yaptığım için… bana ömür boyu borçlu olduklarını düşünürler.
New rules from Turkey's Banking Regulation and Supervision Agency(BDDK) that bar indebted consumers from access to their bank accounts unless they pay off some credit card debt, have entered into force.
Türkiyenin Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun( BDDK), borçlu tüketicileri kredi kartı borçlarının bir kısmını ödemedikleri sürece banka hesaplarına erişiminden men eden yeni kuralları yürürlüğe girdi.
increased foreign direct investments and a very secure financial sector, being the least indebted country in Europe.
Avrupanın en az borçlu ülkesi olarak oldukça güvenli bir mali sektörümüz var.
peasants were organized in"communities" and collectively responsible for the payment of the total tax the"community" was liable for, being obliged to pay as well the amounts corresponding to indebted members of the community.
köylüler'' topluluklar'' içinde örgütlenmiş ve'' topluluk'' sorumlu olduğu toplam verginin ödenmesinden beraber olarak sorumludur; borçlu üyelere karşılık gelen meblağı da ödemekle yükümlüdürler.
FBiH Prime Minister Ahmet Hadzipasic suggested talks would proceed with INA-MOL, which has offered 5.2m euros for the heavily indebted firm, along with pledging 25.5m euros in future investments.
BHF Başbakanı Ahmet Hacıpasiç, ağır borç altındaki firma için 5,2 milyon avro paranın yanı sıra gelecekte 25,5 milyon avroluk yatırım teklifinde bulunan INA-MOL ile görüşmelerin sürdürülmesini önerdi.
Results: 118, Time: 0.0624

Top dictionary queries

English - Turkish