IS A LARGE in Turkish translation

[iz ə lɑːdʒ]
[iz ə lɑːdʒ]
büyük
big
great
large
major
huge
grand
massive
giant
vast
high
geniş
wide
large
broad
vast
extensive
big
spacious
widely
ample
expansive
iri
big
large
huge
robust
stout
shall espouse
oversized
hunk
hefty
coarse

Examples of using Is a large in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
The Villa Romana del Casale(Sicilian: Villa Rumana dû Casali) is a large and elaborate Roman villa or palace located about 3 km from the town of Piazza Armerina, Sicily.
Villa Romana del Casale( Sicilyaca: Villa Rumana dû Casali), Sicilya, İtalyadaki Piazza Armerinaya yaklaşık 3 kilometre uzaklıkta yer alan büyük ve özenle hazırlanmış bir Roma villası veya sarayıdır.
With a boot that's big enough for your golf bats and all your Freemasonry paraphernalia, because… it feels like a sports car. It's hard to believe that this is a large and extremely comfortable five-seater.
Beş koltuklu bir araba olduğuna inanmak o kadar zor ki. bu kadar geniş ve inanılmaz derecede konforlu, Bunun, golf ekipmanlarını ve tüm masonluk aletlerini alacak kadar büyük bagajıyla.
Westminster Abbey, formally titled the Collegiate Church of Saint Peter at Westminster, is a large, mainly Gothic abbey church in the City of Westminster, London, England, just to the west of the Palace of Westminster.
Westminster Abbey ya da resmi adı ile Westminsterdeki Aziz Peter Kilisesi, Londranın Westminster kentinde, Westminster Sarayının batısında, büyük, Gotik bir manastır kilisesi.
With a boot that's big enough for your golf bats and all your freemasonry paraphernalia, It's hard to believe that this is a large and extremely comfortable five-seater because… It feels like a sports car.
Beş koltuklu bir araba olduğuna inanmak o kadar zor ki. bu kadar geniş ve inanılmaz derecede konforlu, Bunun, golf ekipmanlarını ve tüm masonluk aletlerini alacak kadar büyük bagajıyla.
Sakhalin(,) is a large Russian island in the North Pacific Ocean,
Sahalin( Rusça: Сахалин), ayrıca Kuye(; ve Karafuto:;)
Citadel), is a large mountaintop fortress in Nord,
Kuzey Haitide büyük bir dağ kalesi olup,
When a diamond's discovered, it's a large, uncut stone.
Bir elmas keşfedildiğinde, büyük, kesilmemiş bir taştır.
It's a large, flat area.
Bu büyük. düz bir alandır.
That's a large joint effusion.
Eklemde geniş bir efüzyon.
I'm a Large White.
Büyük Beyazım ben.
Opposite was a large, broken window.
Tam karşımda büyük, kırık bir pencere vardı.
It's a large get-together.
Büyük bir buluşma diyelim.
Hi, Karl. Uh, I am a large and powerful man.
Merhaba, Karl. Ben iri ve cüsseli bir adamım.
It's a large, rocky, earth-like planet.
Dünya gibi büyük ve kayalık bir gezegen.
It's a large glandular organ in your abdomen.
Karın bölgenizdeki büyük, enzim salgılayan organımız.
Who are you? I'm a Large White?
Büyük Beyazım ben. Kimsin sen?
It was a large crystally covered candle.
Büyük, kristal kaplı bir mumdu.
No, it's a large, ugly, globular mass.
Hayır, büyük, çirkin, küre şeklinde bir kütle.
The desk clerk said it was a large black duffel bag.
Resepsiyonist büyük siyah bir kamp çantası ile gelindiğini söylüyor.
I'm kidding, it's a large.
Şaka yapıyorum. Bu büyük beden.
Results: 59, Time: 0.0411

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish