KEEP ON in Turkish translation

[kiːp ɒn]
[kiːp ɒn]
devam etmek
to continue
to keep
to go on
move on
to proceed
to carry on
still
to resume
to pursue
ahead
devam et
to continue
to keep
to go on
move on
to proceed
to carry on
still
to resume
to pursue
ahead
sürdür
to keep
to continue
maintain
to sustain
to carry on
to pursue
to uphold
perpetuate
to remain
devam etmelisin
to continue
to keep
to go on
move on
to proceed
to carry on
still
to resume
to pursue
ahead
devam etmeliyim
to continue
to keep
to go on
move on
to proceed
to carry on
still
to resume
to pursue
ahead
hadi devam
move on
go on
come on
keep on
carry on
gidiyormuş gibi yap

Examples of using Keep on in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
You just have to keep on loving me selflessly.
Ama beni seveceksen hiç kendini düşünmeden sevmeye devam etmelisin.
And when you make winning your whole life, you have to keep on winning.
Hayatın boyunca kazanmışsan kazanmaya devam etmek zorundasındır.
The danger must be growing for the rowers keep on rowing!
Kürekçiler için tehlike büyüyor olmalı, kürek çekmeye devam edin!
Keep on fighting, staying alive. I have to quit, I have to live.
Hayatta kalıp mücadeleye devam etmeliyim. Terketmeliyim, yaşamalıyım.
I wanna keep on fighting Japs, even though I know it's completely mad.
Bunun tamamen bir delilik olmasına rağmen Japonlarla savaşmaya devam etmek istiyorum.
You have to keep on eating to feel the difference.
Farkı görmek için yemeye devam etmelisin.
You old folk keep on selling fish to them! Right.
Doğru… siz yaşlılar onlara balık satmaya devam edin.
Keep on working, keep on pulling, keep on hauling in the hot sun.
Çalışmaya, işimi yapmaya, yakan güneşin altında taşımaya devam etmeliyim.
Is by keep on talking to you.
seninle konuşmaya devam etmek.
No matter what, as you told me, you have to keep on singing!
Bana söylediğin gibi, ne olursa olsun şarkı söylemeye devam etmelisin!
And on behalf of me and Chrissy, keep on syncing in the free world.
Chrissy ve kendim adına, özgür dünyada pleybek yapmaya devam edin.
It's killing me. But I gotta keep on for Ritchie.
Bu beni öldürüyor ama Ritchie için devam etmeliyim.
If not, well we will have to keep on hurting you.
Eğer değilsen canını acıtmaya devam etmek zorunda kalacağız.
Keep on worKing! Why have you stopped?
Neden durdunuz? Çalışmaya devam edin!
you still wanna keep on giving.
sen hala vermeye devam etmek istiyorum.
Keep on fighting, staying alive. I have to quit, I have to live.
Terketmeliyim, yaşamalıyım. Hayatta kalıp mücadeleye devam etmeliyim.
Refuse Price's demands and keep on digging.
Priceın taleplerini reddedin ve araştırmaya devam edin.
And now… we have to look after each other and keep on living.
Ve şimdi… birbirimize göz kulak olmak ve yaşamaya devam etmek zorundayız.
Keep on looking. He's not stupid.
Aptal değil. Aramaya devam edin.
All we have to do is head out for unexplored space and keep on going.
Yapmamız gereken tek şey keşfedilmemiş uzaya doğru yola çıkmak ve gitmeye devam etmek.
Results: 749, Time: 0.0577

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish