KINSHIP in Turkish translation

['kinʃip]
['kinʃip]
yakınlık
close
near
burn
soon
nearby
intimate
immediate
recent
imminent
nearly
akrabalık
relative
kin
family
relation
unrelated
related
in-laws
kinsmen
kindred
soylar
last
family
noble
peel
undress
bloodline
titsuns
ancestry
genealogy
lineages
bir yemine
bait
a decoy
lure
fodder
a feed
yakınlığı
close
near
burn
soon
nearby
intimate
immediate
recent
imminent
nearly
yakınlığa
close
near
burn
soon
nearby
intimate
immediate
recent
imminent
nearly
yakınlığın
close
near
burn
soon
nearby
intimate
immediate
recent
imminent
nearly
antlaşma gözetirlerdi

Examples of using Kinship in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I remember thinking that all I cared about was the kinship.
Değer verdiğim tek şeyin yakınlık olduğunu hatırlıyorum.
I always felt a kinship with the nomadic peoples of the Kalahari.
Daima, Kalaharinin göçebe insanlarına karşı yakınlık hissetmişimdir.
This kinship has a hierarchy;
Bu yakınlıkta bir hiyerarşi var.
The only person with whom I felt kinship died 300 years before the birth of Christ.
Kendime çok yakın hissettiğim tek kişi İsadan 300 yıl önce öldü.
It could damage our good kinship.
Bizim iyi akrabalığımız zarar görebilir.
Thanks to my kinship with Matt.
Mattle akrabalığım sayesinde.
By this joyous marriage. So that kinship may not be the only thing strengthened.
Belki de yakınlığımız bu güzel evlilik tarafından… güçlenen tek şey olmaz.
So that kinship may not be the only thing strengthened by this joyous marriage.
Belki de yakınlığımız bu güzel evlilik tarafından güçlenen tek şey olmaz.
Then you and John would find kinship.
Sonra sen ve Yahyanın akraba olduğunuzu anlayacaksın.
You share no kinship with these prisoners.
Bu esirlerle hiçbir akrabalığın yok.
it affected our town, our kinship.
sadece Hunterı değil kasabamızla yakınlığımızı da etkiledi.
You claiming kinship now, are ya? Stop!
Dur!- Şimdi de, akraba olduğumuzu mu iddia ediyorsun?
But we are kin, Twink. The kinship routine.
Akrabalık rutinini.- Ama biz akrabayız, Twink.
I actually feel a kinship with him.
Sanki onunla bir yakınlık hissettim.
Accepting our kinship with all life on Earth is not only solid science.
Dünyadaki tüm yaşamla aramızdaki akrabalığı kabul etmek tek başına bilim değildir.
We hold no kinship with the ice.
Buzla bir yakınlığımız yok.
Do you acknowledge kinship with any of these creatures?
Bu yaratıklarla bir yakınlığı kabul ediyor musun?
He feels true kinship with the programmer.
Yazılımcı hakkında doğru bir samimiyet hissediyor.
The kinship." I have never heard you talk like that.
Birliktelik.'' Böyle konuştuğunu hiç duymamıştım.
I feel this odd kinship, actually.
Aslında garip bir dostluk hissediyorum.
Results: 106, Time: 0.0553

Top dictionary queries

English - Turkish