LIGHTNING STRUCK in Turkish translation

['laitniŋ strʌk]
['laitniŋ strʌk]
yıldırım
lightning
thunder
thunderbolt
bolt
ildyrym
yildirim
a bolt of lightning struck
thunderstone
strike
yıldırım çarpmıştı
şimşek çaktı
şimşek çarpması
yıldırım düşmüştü
yıldırım düştüğünden

Examples of using Lightning struck in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Lightning struck that thing 60 years ago.- Some other time.
Başka zaman. 60 yıl önce buraya yıldırım düştü.
Some other time. Lightning struck that thing 60 years ago.
Başka sefere. 60 yıl önce kuleye yıldırım düşmüştü.
Some other time. Lightning struck that thing 60 years ago.
Başka zaman. 60 yıl önce buraya yıldırım düştü.
Lightning struck that thing 60 years ago. Look, some other time.
Başka sefere. 60 yıl önce kuleye yıldırım düşmüştü.
Well, actually, I carved this one myself after lightning struck an oak tree in my backyard.
Aslında bunu bahçemdeki meşeye yıldırım düştükten sonra kendim oydum.
I'm getting old, or else lightning struck.
Belki yaşlanıyorum, belki de dedikleri gibi şimşek çarpmasıdır.
Every time lightning struck the city.
Şehre her yıldırım çarptığında.
Thirty years ago, lightning struck that clock tower and the clock hasn't run since.
Otuz sene önce Saat Kulesine bir yıldırım düştüğünden beri saat çalışmıyor.
Lightning struck the control unit?
Kontrol devresine yıldırım düşmüş müdür?
A lightning struck the tall tree.
Bir yıldırım uzun boylu ağacı vurdu.
It has now been 311 days since lightning struck.
Yıldırım çarpmasından bu yana 311 gün geçti.
Maria came back where that lightning struck.
Maria o şimşeklerin çarptığı yere geri döndü.
Are you saying lightning struck the control unit?
Kontrol devresine yıldırım düşmüş müdür?
Lightning struck.
Şimşek vuruş.
tragic lightning struck twice.
trajik yıldırım iki kere düştü.
so the lightning struck them as they looked on.
bakıp dururlarken onları yıldırım çarpıverdi.
When you said to Moses:"We shall not believe in you until we see God face to face," lightning struck you as you looked.
Bir zamanlar: Ey Musa! Biz Allahı açıkça görmedikçe asla sana inanmayız, demiştiniz de bakıp durur olduğunuz halde hemen sizi yıldırım çarpmıştı.
And then lightning struck and the TV turned white.
Sonra şimşek çaktı ve TV beyaza büründü.
When you said to Moses:"We shall not believe in you until we see God face to face," lightning struck you as you looked.
Ey Musa, ALLAHı fiziksel olarak görmedikçe inanmayız,'' demiştiniz. Bakınıp dururken size yıldırım çarpmıştı.
so the lightning struck them as they looked on.
böylece bakıp-dururlarken, onları yıldırım çarpıp-yakaladı.
Results: 63, Time: 0.0467

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish