MISLEADING in Turkish translation

[ˌmis'liːdiŋ]
[ˌmis'liːdiŋ]
yanıltıcı
to be wrong
not mistaken
yanlış
wrong
false
incorrect
mistake
correctly
saptırarak
detours
to go
deviation from
kandırmaca
to fool
to trick
to deceive
cheating
delude
manipulating
to mislead
since deception
bullshittin
to lure
yanıltıcıdır
to be wrong
not mistaken
yanılttığım
to be wrong
not mistaken
yanıltıcıydı
to be wrong
not mistaken
saptırıcı
detours
to go
deviation from
bir yanıltmaca

Examples of using Misleading in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
You know about misleading, don't you?
Yanıltıcılık konusunu iyi bilirsin, değil mi?
I know, Howard, and I regret misleading you.
Biliyorum Howard, seni yanılttığıma pişmanım.
Wide-screen television and misleading the consumer.
Geniş ekran televizyon ve müşteriyi yanıltmak.
I know it's advertising, but I just hate misleading people.
Reklamcılık böyle biliyorum ama insanları kandırmayı sevmem.
Douens are particularly good at misleading search parties.
Dounler özellikle arama ekiplerini kandırmada iyiymişler.
The trainer's misleading people on the horse's readiness and conditioning.
Antrenörü bu atın hazırlığı kondisyonu hakkında milleti yanıltıyor.
And there's misleading Congress.
Kongreyi de kandırmış olacağız.
I know, and I regret misleading you.
Biliyorum Howard, seni yanılttığıma pişmanım.
The website was incredibly misleading.
İnternet sitesi çok yanıltıcıymış.
Pradhan, stop misleading the boy.
Pradhan, çocuğu yanıltmaya son ver.
I apologize for misleading you and urge you to watch as many Fox shows as possible.
Sizi yanlış yönlendirdiğim için özür diler mümkün olduğunda Fox yayını izlemeye davet ederim.
We have nothing to gain by misleading you.
Seni yanlış yönlendirme ile bir kazancımız olmuyor.
I'm sorry for misleading you, but I was scared.
Sizi yanlış yönlendirdiğim için üzgünüm ama korkmuştum.
This is the universe of misleading portraiture.
Burası Kandıran Resimler Evreni.
It's more like misleading propaganda.
Daha çok aldatıcı propaganda gibi.
For misleading you.
Sizi yanlış yönlendirdiğim için.
Because there are consequences for misleading federal agents.
Çünkü federal ajanları yanlış yönlendirmenin sonuçları vardır.
You are being sued for misleading her.
Onu yanlış yönlendirdiğin için dava ediliyorsun.
I know, Howard, and I regret misleading you.
Ve seni yanılttığım için pişmanım. Biliyorum Howard.
You are being sued for misleading her. No.
Onu yanlış yönlendirdiğin için dava ediliyorsun. Hayır.
Results: 130, Time: 0.0976

Top dictionary queries

English - Turkish