NODDING in Turkish translation

['nɒdiŋ]
['nɒdiŋ]
kafasını sallıyor
kafa sallama
sallayarak
waving
shaking
just
wagging
nodding
brandishing
başını
head
chief
handle
lead
upside
prime
deal
top
cope
principal
kafa sallamayı
kafa sallarken

Examples of using Nodding in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
They nodding like they understand her.
Onu anlıyormuş gibi sallıyorlar.
Okay, I see a lot of heads nodding.
Peki, birçok başın sallandığını görüyorum.
I see a lot of heads nodding.
Birçok kafanın sallandığını görüyorum.
I'm nodding as if I know what that means.
Sanki ne olduğunu biliyor gibi başımı sallıyorum.
I spent the whole evening pretending I knew what they were talking about nodding my head like an idiot.
Bütün akşamı, ne konuştuklarını anlarmış gibi kafamı aptal gibi sallayarak geçirdim.
But nodding with a 24-carat gold crown on your head… is a different kettle of fish.
Ama kafa sallarken 24 ayarlık bir tacın başta olması bu işin değişik bir karmaşasıdır.
So when you see him smiling and nodding, that's actually his way of jumping up and down with glee.
Yani onu gülümser ve kafa sallarken görürseniz bu onun coşkudan yerinde duramadığı anlamına geliyor.
And then you will turn back into a man goblin and would you stop nodding?
Sen de kendini kötü hissedersin ve tekrar öcüye dönersin ve-- Kafa sallamayı keser misin?
Highlighting with your little stupid yellow marker. You sat next to me, night after night, turning pages, nodding.
Tüm o geceler yanıma oturup sayfaları çevirdin, kafanı salladın… o sarı kaleminle önemli yerlerin üstünü çizdin.
You follow the circus to the next town and stand at the back, nodding along with all the other clowns like you give a shit.
Sirkin peşinde bir sonraki kasabaya gidip en arkaya geçiyor diğer soytarılarla birlikte çok sikindeymiş gibi kafa sallıyorsun.
You sat next to me, night after night, turning pages, nodding, highlighting with your little stupid yellow marker.
Tüm o geceler yanıma oturup sayfaları çevirdin, kafanı salladın o sarı kaleminle önemli yerlerin üstünü çizdin.
And the nodding violet grows♪ be not seen. with a double tongue♪ where the wild thyme blows♪.
Oxlips nerede ve başını sallanan menekşe… Bir banka biliyorum vahşi kekik patladığında… Sürünerek yılanlar bir çift dilimle… Thorny hedgehobs görünme.
Where the wild thyme blows♪ with a double tongue♪ be not seen. and the nodding violet grows♪.
Oxlips nerede ve başını sallanan menekşe… Bir banka biliyorum vahşi kekik patladığında… Sürünerek yılanlar bir çift dilimle… Thorny hedgehobs görünme.
Okay, fellas, stop nodding and just stare at me for a second, okay?
Çocuklar. Baş sallamayı bırakın da bana bakın, tamam mı?
And he's still looking at me, nodding his head, you know,"i know.
Herif hala bana bakıyordu, kafasını sallıyor ve…'' Biliyorum, biliyorum'' diyordu.
You just sat there last night, just smiling and nodding… while my dad and your dad went on and on… about Christopher and his great big business success in California.
Dün gece masada oturdun. Babam ve baban, Christopher ve onun Californiadaki büyük başarısı hakkında konuşurken gülümseyip başını salladın.
And he's saying,"l know, I know, I know. And this little idiot's looking right at me, nodding.
Biliyorum… biliyorum'' dedi durdu. Salak herif bana baktı ve kafasını sallayarak.
that you're looking for, and I don't spend a lot of time nodding on dialectics.
diyalektik üzerine başını sallayarak çok fazla zaman harcamak yok.
Ay, ay," said Phineas, nodding his head to Simeon;"thou seest, Simeon, how it will work.""I
Ay, ay,'' Phineas Simeon başını başını sallayarak, dedi,'' Sen görürsün,
I had come to the conclusion that he had dropped asleep, and indeed was nodding myself, when he suddenly sprang out of his chair with the gesture of a man who has made up his mind
Uykuya düşmüş olduğu sonucuna gelmiş ve gerçekten de başını sallayarak oldu aniden bir adam jest koltuğunu dışarı fırladı kendimi, zihninde oluşan
Results: 54, Time: 0.0616

Top dictionary queries

English - Turkish