OLD BEN in Turkish translation

[əʊld ben]
[əʊld ben]
i̇htiyar ben
old ben
yasli ben
ihtiyar ben
old ben

Examples of using Old ben in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
But this is the skull of Old Ben.
Fakat bu, yaşlı Benin kafatası.
But this is the skull of Old Ben.
Ama bu, ihtiyar Benin kafatası.
Old Ben Franklin looks like he's on steroids.
Eski Ben Franklin steroidler üzerindeymiş gibi görünüyor.
But this is the skull of Old Ben.
Fakat bu, yaslI Benin kafatasI.
Do you want to offer a drink to old Ben?
Sen ihtiyar Bene bir içki ısmarlamayı teklif etmek ister misin?
Old Ben never talks except when it's wanted.
İhtiyar Ben isteği dışında hiçbir zaman konuşmaz.
Sounds like old Ben's been hitting on that dog and Lily again.
İhtiyar Ben yine köpeği ve Lilyyi dövüyor galiba.
I would love to follow"Old Ben's Friends" on one condition.
Yaşlı Benin arkadaşlarını takip etmek isterdim ama tek bir şartla.
But how can I be New Bonnie when I'm stuck with old Ben?
Eski Bene kalmışken nasıl yeni Bonnie olabilirim ki?
Or as my mentor Old Ben liked to call it,"The dark side.
Eski akıl hocam Benin deyimiyle karanlık taraf da diyebiliriz.
Or as my mentor Old Ben liked to call it,"The dark side.
Eski akil hocam Benin deyimiyle karanlik taraf da diyebiliriz.
Old Ben took care of me. Till he up and keeled over one day.
Bir gün ölüp gidinceye kadar… İhtiyar Ben bana da baktı.
It is a Yorkshire habit to say what you think with blunt frankness, and old Ben.
Künt samimiyetle ne düşündüklerini söylemek Yorkshire alışkanlıktır, eski ve Ben.
I wanna block the sale of Bass Industries you wanna get old Ben out of jail.
Ben Bass Sanayinin satışını engellemek istiyorum, sen geçmişindeki Beni hapishaneden çıkarmak istiyorsun.
These three dimples exist in the area of the skull most associated with… servility. And in the skull of Old Ben.
İhtiyar Benin kafatasında, genlerin bir sonucu olarak… bu üç girinti, kafatasının hizmetkarlıkla en alakalı bölümünde… bulunuyor.
Old Ben Delarge was a popular guy.
İhtiyar Ben Delarge popüler biriymiş.
Old Ben Nimmo's place.
İhtiyar Ben Nimmonun yeri.
Be still! Old Ben Johnson, buried standing up!
İhtiyar Ben Johnson, ayakta gömülmüştü.- Sessiz ol!
Good old Ben, you know, he invented electricity
İyi, ihtiyar Ben, biliyorsun elektriği keşfetti
Old Ben Johnson, buried standing up.- Be still!
İhtiyar Ben Johnson, ayakta gömülmüştü.- Sessiz ol!
Results: 210, Time: 0.0453

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish