PUZZLED in Turkish translation

['pʌzld]
['pʌzld]
şaşkın
silly
wide-eyed
goofy
confused
surprised
bewildered
puzzled
shocked
dazed
perplexed
şaşırmış
to be surprised
şaşırttı
to be surprised
şaşırmıştı
to be surprised

Examples of using Puzzled in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I suspect Tom and Mary are puzzled.
Tom ve Marynin şaşkın olduğundan şüpheliyim.
Tom still looks puzzled.
Tom hâlâ şaşkın görünüyor.
Tom looked very puzzled.
Tom çok şaşkın görünüyordu.
The very thing…" He looked at me with puzzled admiration.
Çok şey…'' O şaşkın hayranlık ile bana baktı.
You still look puzzled.
Sen hâlâ şaşkın görünüyorsun.
You're puzzled, aren't you?
Şaşkınsın, değil mi?
You look puzzled.
Kafan karışmış görünüyor.
The curious and the puzzled, and those who were neither;
Meraklılar ve şaşkınlar ve her iki gruba da ait olmayanlar.
And those who were neither; The curious and the puzzled.
Meraklılar ve şaşkınlar ve her iki gruba da ait olmayanlar.
I was, I don't know, puzzled?
Ben, bilemiyorum, kafam karışmıştı.
you know, very puzzled by some of the decisions they make.
verdikleri bazı kararlardan dolayı çok şaşırmışızdır.
I'm a little bit puzzled as to why Rodney hasn't solved this problem yet.
Rodneyin neden hala bu sorunu çözemediği konusunda biraz kafam karıştı.
I will always be puzzled by the human predilection for piloting vehicles at unsafe velocities.
İnsanların araçları güvenli olmayan hızlarda kullanmayı tercih etmesi beni hep şaşırtmıştır.
Leaves us all puzzled as to where there is any justice.
Adaletin nerede olduğu sorusu hepimizin kafasını karıştırıyor.
Jim's affection for the dog, puzzled me.
Jimin köpeğe düşkünlüğü beni şaşırtmıştı.
I'm still a little puzzled. Forgive me.
Şeye benziyor… beni affedin ama, ben gerçekten biraz şaşırdım.
A lot of things puzzled Mary, especially her mother, Vera Lorraine Dinkle.
Özellikle de annesi Vera Lorraine Dinkle. Marynin kafasını karıştıran pek çok şey vardı.
Dear Friend, you are doubtless puzzled by all you have seen here.
Sevgili dostum, burada gördüklerinde n sonra şüphesiz çok şaşırdın.
You seem a little puzzled.
Sen biraz şaşkın gibi görünüyorsun.
Tom remains puzzled.
Tomun şaşkınlığı devam ediyor.
Results: 90, Time: 0.0678

Top dictionary queries

English - Turkish