RUNNING DOWN in Turkish translation

['rʌniŋ daʊn]
['rʌniŋ daʊn]
aşağıya koşuyordu
inen
descending
landed
coming down
going
getting off
landing
down to
one down
running down
kaçarken
run
run away
escape
flees
qajar
akarken
flow
run
streams
would bleed
kaçıyordum
running
i was avoiding
escaping
ljumped

Examples of using Running down in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Follow the cold shiver running down your spine. Where are you?
Omuriliğinden aşağı inen soğuk titremeyi izle. Neredesin?
Where are you? Follow the cold shiver running down your spine?
Omuriliğinden aşağı inen soğuk titremeyi izle. Neredesin?
We use a tube running down from your nose.
Burnundan aşağı inen bir tüp kullanacağız.
You came running down those bleachers to check on me.
Ta tirübünün oradan koşarak beni kontrol etmeye geldin.
Let's keep running down the evidence.
Kanıtları incelemeye devam edelim.
Running down a lead. On what?
Ne yapıyor? Bir ipucunu takip ediyor?
Follow the cold shiver running down your spine.
Omuriliğinden aşağı inen soğuk titremeyi izle.
Running down the door.
Kapıya doğru koşar gibi.
Start running down Cuddy's list of diseases it's not.
Cuddynin yanlış tanı olan hastalıklar listesini test etmeye başlayın.
with streams running down the paths.
bir dere gibi patikadan aşağıya aktı.
Time's running down.
Zaman en aşağı çalışıyor.
Running down a couple of names.
Bir-iki kişinin ismini araştırıyoruz.
We have already started running down the defendant's known associates.
Sanığın bilinen ortaklarını şimdiden araştırmaya başladık.
With sweat running down his back.
Teri sırtından aşağı akan.
I have had plenty of ice cream running down this arm.
Buz var krem bu kolu aşağı çalışan.
you would come running down.
sen de hemen aşağıya inerdin.
That's why I came running down here like my career depended on it.
O yüzden meslek hayatım buna bağlıymış gibi koşa koşa buraya geldim.
Running down Dave and Linda's last meal.
Dave ve Linda nın son yemeklerini araştırıyorlar.
Here we see them running down a Tommy. A Thomson's gazelle.
İşte, onları bir Thomson Gazelinin peşine düşmüşken izliyoruz.
Weeping willow with your tears running down… why do you always weep and frown?
Salkımsöğüt, nedir gözünden akan yaşların sebebi? Neden gözlerin her daim titrek ve nemli?
Results: 80, Time: 0.0778

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish