SWARMING in Turkish translation

['swɔːmiŋ]
['swɔːmiŋ]
sürüleri
lot of
many
so many
the pack
the herd
plenty of
swarm
the flock
the horde
full of
üşüşmüş
akıncı
raider
swarm
akinji
akinci
raiding
kaynayan
boiling
seething
simmering
bubbling
swarmed
is teeming

Examples of using Swarming in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Since when did demons start swarming this place?
Burası ne zaman iblis kaynamaya başladı?
It will be swarming with people.
Orası insan kaynayacak.
Swarming with terrorists. In a few minutes, this area is gonna be.
Birkaç dakika içinde, buraya… teröristler üşüşecek.
I think the light keeps them from swarming. We are!
Öyleyiz! Sanırım ışık sürüleşmelerini önlüyor!
Swarming Noise Filter.
Karıncalı Gürültü SüzgeciComment.
We can't risk them swarming the plane.
Onların uçağa doluşma riskini göze alamayız.
hundreds of militia are swarming those hills.
çoktan yüzlerce milis tepeleri sarmıştır.
The region's swarming with rebels.
Bu bölge asilerle dolu.
Border's swarming with them.
Sınır onlarla dolu.
You try anything, I will have cops swarming this place in 30 seconds.
Bir şeye kalkışırsan 30 saniyeye varmadan polisleri buraya toplarım.
Gaviria's got this city swarming with cops.
Gaviria tüm şehre polisleri yığdı.
I have seen Yudhishthira and his brothers clutching winged demons and swarming towards us.
Yudhishthirayı ve kardeşlerini görüyorum kanatlı şeytanlara sarılıyor ve üzerimize çullanıyorlar.
Yes, sir, whole valley swarming with beaver fighting to get into your trap.
Evet bayım. Bütün vadi, kapanına girmek için kavga eden kunduzlarla dolu.
Earth will be swarming with them.
Dünya onlarla yığılı olacak.
Shadows swarming round her and.
Gölgeler onun etrafını sarıyor.
Swarming with rapists.
Tecavüzcülerle dolu.
Swarming the seas.
Denizleri kümeleyerek.
Always volunteering for difficult missions, both in the swarming mountains and the maze-like Casbah,
Zor görevlerde her zaman gönüllü olmuş kaynayan dağlarda ve labirent gibi Casbahda.
All the noise and idiots swarming the city. But you always hated the Grand Prix.
O gürültüden ve şehre dolan aptal sürüsünden. Ama Grand Prixden nefret ederdin.
I don't know if you know anything about UFOs, but all the characteristics of… a typical sighting are shared with nocturnal insects swarming through an electrical field.
UFO konusunda neler bildiğinizi bilmem ama tipik gözlemler karakteristik olarak gece böcekleri sürülerinin bir elektrik alan içinde uçuşmaları ile eş zamanlı.
Results: 70, Time: 0.0648

Top dictionary queries

English - Turkish