THEIR FACES in Turkish translation

[ðeər 'feisiz]
[ðeər 'feisiz]
onların yüzlerini
that face
she's a hundred
him who turned
suratlarini
their faces
onların suratını
that face
onların yüzlerine
that face
she's a hundred
him who turned
onların yüzleri
that face
she's a hundred
him who turned
onların yüzünü
that face
she's a hundred
him who turned
olun y i karanlık ve trajik bir ifade
onlarla paylaşıyorum her gece yatmadan önce yüzlerini
o kadar çok baktım ki miranda ve jonas simaları

Examples of using Their faces in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
And i would sit on his knee and watch their faces.
Onun dizine oturup onların yüzlerine bakardım.
did you see their faces clearly?
-Ve o zaman, onların yüzlerini.
Their faces will become dark as if covered by the pitch-darkness of night.
Onların yüzleri sanki karanlık geceden bir parçaya bürünmüştür.
And then I got called into the police station and I lied to their faces.
Ve sonra da ben polis merkezine çağırıldım ve onların yüzlerine yalan söyledim.
And I have seen their faces I have been kidnapped… Mister!
Bayım! Ben kaçırıldım… ve onların yüzlerini gördüm!
Their faces are up here memorialized on this wall.
Onların yüzleri bu duvarda hatırlanmak için yer alacak.
Why? Because you look at their faces.
Neden? Çünkü sen onların yüzlerine bakıyorsun.
Okay. That's okay, because I saw-I saw their faces.
Peki tamam, tamam ama ben onların yüzlerini gördüm.
Their faces will be covered, as it were, with pieces from the darkness of night.
Onların yüzleri, sanki bir karanlık gecenin parçalarına bürünmüş gibidir.
I had it made. I don't want to see their faces.
Onu ben yaptırdım, onların yüzlerini görmek istemiyorum.
Those women, their faces.
O kadınlar, onların yüzleri.
Your children. Their faces.
Çocukların. Onların yüzleri.
Look at their faces.
Onların yüzüne bak.
To get their faces on stamps. They were at least sufficiently popular.
Onlar, suratlarını pullara bastıracak kadar popülerdiler en azından.
When I look at their faces… When I look at the victims.
Ne zaman onların yüzüne baksam… Kurbanlara ne zaman baksam.
I love to look at their faces.
Onların yüzüne bakmayı seviyorum.
Their faces.
Onları yüzleri.
I have seen their faces.
Onların suratlarını gördüm.
And now see their faces.
Bir de onların yüzüne bak.
When I look at the victims… when I look at their faces.
Kurbanlara ne zaman baksam… ne zaman onların yüzüne baksam.
Results: 136, Time: 0.0607

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish