WALKING BACK in Turkish translation

['wɔːkiŋ bæk]
['wɔːkiŋ bæk]
geri yürümeye
walk back
yürüyüp
walk
and
just walk away
away
yürüyerek dönmeye
yürüyerek dönebilirsin
geri gezindiğini

Examples of using Walking back in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Ditching the tank and walking back.
Tankı bırakıp, yürümek.
Then what? Then I will start walking back.
Ondan sonra? Güneşin doğduğu tarafa… geriye doğru yürümeye başlayacağım.
Then I will start walking back Then what?
Ondan sonra? Güneşin doğduğu tarafa… geriye doğru yürümeye başlayacağım?
I imagined him getting out at Churley… giving up his ticket… walking back through the streets… letting himself into his house with his latchkey.
Churleyde trenden inişini hayal ettim biletini verişini sokaklar boyunca yürüyüp anahtarıyla evine girmesini.
Said Dr. Kemp, swinging round on his heel and walking back to his writing- table.
Kemp onun topuğuna yuvarlak sallanan ve onun geri yürüme dedi yazılı tablosu.
So now their spirits are cursed, walking back roads, waterways,
Ruhları lanetlenmiş olur, geceleri yolda yürürler, sadakatsiz bir adama rastlarlarsa,
At least one should be outside but they know we're inside having a shower. walking back and forth.
En azından birisi dışarıda ileri geri volta atacaktır… ama bizi içeride duşta diye bilecekler.
Saying there's no way I'm gonna break up his family. and daddy comes at me with a tire iron Anyway, I'm walking back to the car.
Neyse, arabaya yürürken… babası bijon anahtarıyla geldi… ve hayatta ailesini bölmeme izin vermeyeceğini… hayatta o çocuktan başka kimsesinin olmadığını söyledi.
The disciple walks back and forth across the water.
Öğrencisi suyun bir tarafından öbürüne ileri geri yürümeye başlar.
I have to walk back after.
Tekrar geriye yürümem gerekecek.
Now we must walk back.
Şimdi geriye yürümek zorundayız.
Tom walked back to his seat and sat down.
Tom koltuğuna geri gitti ve oturdu.
Took me a while before I could walk back into any office.
Yürüyerek ofise gidebilmek, biraz zamanımı aldı.
Now turn walk back and sit down.
Şimdi dön geri yürü ve otur.
And now walk back, Mark.
Şimdi de geri yürü, Mark.
I have to walk back to Riverdale.
Riverdalee dönüşte yürümeliyim.
I had to walk back two miles.
İki mil geri yürümek zorunda kaldım.
Guess you will have to walk back.
Sanırım yürüyerek dönmen gerekecek.
Would you do that again, walk back with your hat off?
Şapkanızı çıkartıp yeniden arkaya yürür müsünüz?
The four of them walk back slowly, feeling dozy after their lunch.
Bu dörtlü eve doğru yavaş yavaş yürüyordu. Yedikleri öğle yemeği nedeniyle uykuları gelmişti.
Results: 42, Time: 0.0641

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish