WALKING in Turkish translation

['wɔːkiŋ]
['wɔːkiŋ]
yürümeye
walk
marching
to go
walkin
hike
to move
yürürken
walking
when
yürüyüş
walk
march
hiking
gait
stroll
dolaşan
ki
doo
mi
dolaşmak
around
travel
go around
wandering
to wander
walking
strolling
to roam
loitering
giderken
goes
i would
leave
will
away
expense
gezdiren
travel
a ride
to tour
to roam
drive
to go
walking around
sightseeing
to wander
hop took
gezerken
travels
rides
walked
goes
tours
and
drive around
yürümek
walk
marching
to go
walkin
hike
to move
yürüyor
walk
marching
to go
walkin
hike
to move
yürüme
walk
marching
to go
walkin
hike
to move
dolaştırırken
around
travel
go around
wandering
to wander
walking
strolling
to roam
loitering

Examples of using Walking in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
It means something like walking amongst the living. dead man.
Şey gibi bir anlamı var,…'' ölü adam''…'' yaşayanlar arasında dolaşan.
This isn't some servant who looks good walking the dog.
Köpek dolaştırırken güzel görünen kimi hizmetçilerden değil.
It's where we pee when we gotta pee when we're walking the perimeter.
Çevrede dolaşırken işememiz gerektiğinde işediğimiz yer orası.
In three days, you will be walking on a beach in your bikini.
Üç gün sonra sahilde bikiniyle dolaşıyor olacaksın.
You will be walking down argyle street in a couple of weeks.
Bir iki hafta içinde Argyle Sokaklarında yürüyor olacaksın.
Looking like a lady of the night. You saw one of my girls walking home.
Kızlarımdan birini fahişeye benzer hâlde eve giderken gördünüz.
Walking aimlessly on the streets.
Caddelerde amaçsızca dolaşmak.
Walking amongst the living. dead man, It means something like.
Şey gibi bir anlamı var,…'' ölü adam''…'' yaşayanlar arasında dolaşan.
I saw him walking across the garden, Inspector,
Onu bahçede dolaşırken gördüm, Müfettiş.
Said they would seen him in the past couple of weeks walking his dog?
Geçtiğimiz iki hafta boyunca köpeğini dolaştırırken gördüklerini söylediler. Adresi nasıI öğrenmiş peki?
I mean, the Commanding General of the Monroe militia, walking in here?
Demek istediğim, Monroe güçlerinin Baş Komutanı buralarda mı dolaşıyor?
Some Swedish immigrant children walking to school. The warriors had stumbled across.
İsveçli bazı göçmen çocuklar… okula giderken savaşçılarla tesadüfen yolda karşılaşmışlar.
Walking nude is prohibited on Earth.
Dünyada çıplak dolaşmak yasaktır.
We are jolly green giants, walking the earth with guns.
Bizler dünyayı silahlarıyla dolaşan yeşil devleriz.
We met walking the halls, passing the time together, waiting for it to happen.
Koridorda dolaşırken tanıştık beraber zaman geçirdik doğumu bekledik.
An old lady. She once saw your wife walking that dog.
Daha önceden karınızla birlikte köpeği dolaştırırken görmüş. Yaşlı bir kadın.
It's like walking around a china shop where we live, yeah!
Evet, yaşadığımız ev bir çini dükkanında dolaşıyor gibi!
The warriors had stumbled across some Swedish immigrant children walking to school.
İsveçli bazı göçmen çocuklar… okula giderken savaşçılarla tesadüfen yolda karşılaşmışlar.
Banned from walking naked on Earth.
Dünyada çıplak dolaşmak yasaktır.
Seven Americans walking the bazaar is asking for a riot, it's the hive.
Orası kovan gibi. Pazarda dolaşan yedi Amerikalı isyana davettir.
Results: 5329, Time: 0.0797

Top dictionary queries

English - Turkish