TARAFA in English translation

way
böyle
mümkün
öyle
yolu
taraftan
şekilde
bir yol
imkanı
yöne
şekli
side
yan
taraf
tarafından
yanında
kenar
yakası
yönünü
there
orada
var
burada
şurada
i̇şte
yanında
var mı
içinde
yok
içeride
here
al
var
işte
şu
burada
geldi
buyur
şuraya
direction
yön
istikamet
taraf
yönlendirme
doğrultuda
yoldan
yol
flank
kanat
yan
taraf
kuşat
kanada
kanadı
cenaha
böğrüne
pergelleri
sides
yan
taraf
tarafından
yanında
kenar
yakası
yönünü
ways
böyle
mümkün
öyle
yolu
taraftan
şekilde
bir yol
imkanı
yöne
şekli
directions
yön
istikamet
taraf
yönlendirme
doğrultuda
yoldan
yol

Examples of using Tarafa in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Terry, sağ tarafa.
Terry, right flank.
Bir kız ve bir adamı, birlikte o tarafa koşarken gördüğünü söylüyor.
She says she saw a man with the girl running in that direction.
Toprağın derinlerine kök salmış… dalları yüksekte, her tarafa yayılırlar.
Deeply rooted in the earth, the branches stretch out in all directions.
Veya iki tarafa da bakmadılar.
Or didn't look both ways.
Hayır, Mr. Monk, bu tarafa eğik olması gerekir.
No, Mr. Monk, it's supposed to be crooked, here.
Bir silah sesi vardı, ve biz o tarafa koşuyorduk.
There was a shot, gunfire… and we were running in that direction.
Okçular, okçular! Sol tarafa!
Archers! Archers! Left flank!
Arka tarafa gitmeliyim diye düşünüyorum, bakalım birilerine rastlayabilecek miyim.
I think I'm gonna walk back a ways, see if I can'tflag somebody down.
Şuradaki araba da o tarafa gidiyor.
That stagecoach there is going in that direction.
sol tarafa!
left flank!
Senin sorunun iki tarafa da hizmet etmeye çalışmak.
Problem with you is that you're tryin' to have it both ways.
Birinci müfreze. sol tarafa! Gidelim!
Let's go! First platoon, left flank!
Birkaç dakika önce, o tarafa bakıyordum.
A few minutes ago, I was looking in that direction.
Annem her zaman;'' Karşıya geçerken iki tarafa da bak'' der.
My mother always said,"Look both ways before crossing.
sol tarafa!
left flank!
Californiaya götürür. Şu tarafa dönersen.
California. And if you head back that direction.
Karşıya geçerken iki tarafa da bakmalısın.
To cross the street you have got to look both ways.
sol tarafa!
left flank!
Yıkıp çocuk odasını bu tarafa yapabiliriz.
We can knock it out, build the baby's nursery in this direction.
Her zaman iki tarafa da bak.
Always look both ways.
Results: 6162, Time: 0.0591

Top dictionary queries

Turkish - English