A DAY WHEN in Turkish translation

[ə dei wen]
[ə dei wen]
o gün
that day
so on that day
olacağı günler
uğrayacağı dehşetten allak bullak olacağı günden
kalkacağı günde
day when
gelmekten sakının öyle bir günden

Examples of using A day when in English and their translations into Turkish

{-}
  • Ecclesiastic category close
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
He only delays them for a Day when eyes will stare in horror.
O, onları, gözlerin korkudan donup kalacağı bir güne erteliyor, hepsi bu.
He only delays them for a Day when eyes will stare in horror.
O, sadece onları, dehşetinden gözlerinin donup kalacağı bir güne ertelemektedir.
He only delays them for a Day when eyes will stare in horror.
Onları sadece, gözlerin dehşetten donup kalacağı güne kadar ertelemektedir.
Sure,… followed by a day when it felt worse.
Tabi,… ardından daha da kötü olan bir gün geldi.
A day when no soul shall possess aught to succour another soul;
O gün, kimsenin kimseye hiçbir fayda sağlamayacağı bir gündür.
Billy… there may come a day when a colored diver graduates from this school, but it won't be tomorrow
Billy renkli bir dalgıcın buradan mezun olacağı günler gelebilir fakat ben burada oldukça,
A day when friend can in naught avail friend,
O gün dost, dostundan bir şey savamaz.
A day when friend can in naught avail friend, nor can they be helped.
O gün, bir dost dosttan herhangi bir şeyle yarar sağlayamaz. Ve onlara yardım edilmez.
O mankind, fear your Lord and fear a Day when no father will avail his son, nor will a son
Rabbinize karşı gelmekten sakının! Öyle bir günden çekinin ki o gün hiçbir baba evladına asla fayda veremez,
There may come a day when a colored diver graduates from this school,
Mezun olacağı günler gelebilir… renkli bir dalgıcın buradan…
There may come a day when a colored diver graduates from this school, Billy.
Billy… renkli bir dalgıcın buradan mezun olacağı günler gelebilir… fakat ben burada oldukça, o gün yarın olmayacak.
A day when no soul shall possess aught to succour another soul;
O gün, hiç kimsenin başkası için hiçbir şeye sahip olamadığı gündür.
A day when no soul shall possess aught to succour another soul; that day the
Bir gündür ki o, bir benlik bir başka benlik için hiçbir şeye güç yetiremez.
then there was a day when the company started going under
mutlu geçmiş sonra bir gün gelmiş ki şirket düşüşe geçmiş
He is only deferring them to a day when eyes shall stare.
Onları sadece, gözlerin dehşetten donup kalacağı güne kadar ertelemektedir.
He but giveth them a respite till a day when eyes will stare in terror.
O, onları, gözlerin korkudan donup kalacağı bir güne erteliyor, hepsi bu.
He gives them respite up to a Day when the eyes will stare in horror.
Onları sadece, gözlerin dehşetten donup kalacağı güne kadar ertelemektedir.
And never think that Allah is unaware of what the wrongdoers do. He only delays them for a Day when eyes will stare in horror.
Zalimlerin yaptıklarından gafil sanma Allahı sakın; ancak onların cezasını, gözlerin dikilip kalacağı güne tehir etmede.
He is only deferring them to a day when eyes shall stare.
Allah, onların cezalarını, gözlerin dışa fırlayacağı güne erteler.
He is only deferring them to a day when eyes shall stare.
sadece onları, dehşetinden gözlerinin donup kalacağı bir güne ertelemektedir.
Results: 64, Time: 0.0703

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish