ALONG in Turkish translation

[ə'lɒŋ]
[ə'lɒŋ]
boyunca
for
during
throughout
along
across
whole
entire
over
for the rest
all
birlikte
together
along with
however
be with
beri
since
have
ever
have had
iyi
good
well
fine
nice
great
okay
cool
alright
OK
yanımda
side
next
sideways
lateral
collateral
adjacent
adverse
flank
adjoining
anda
now
moment
is
of time
right
the minute
instant
yanına
side
next
sideways
lateral
collateral
adjacent
adverse
flank
adjoining
yanıma
side
next
sideways
lateral
collateral
adjacent
adverse
flank
adjoining
yanımızda
side
next
sideways
lateral
collateral
adjacent
adverse
flank
adjoining
anlaşamadıklarını
now
moment
is
of time
right
the minute
instant
anlaşıyor
now
moment
is
of time
right
the minute
instant

Examples of using Along in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
If not the police at least take a few men along. Yes.
Evet. Polis olmasa da en azından yanına bir kaç kişi al.
Chief, I have had my doubts all along about Bill.
Daha başından beri Billle ilgili şüphelerim vardı.
But, uh, since there's no room, I will run along.
Ama, oda olmadığına göre, gitsem iyi olacak.
And we brought her along why?
Onu neden yanımızda getirdik?
You had to come along and spoil things even more for me.
Sen yanıma gelince daha berbat oldun.
All these different guys get along very well despite the fatigue and confined space.
Yorgunluk ve dar alana rağmen… bu farklı çocuklar çok iyi anlaşıyor.
Very well, Donovan. But take along some good men.
Pekâlâ Donovan. Ama yanına sağlam adamlardan al.
The Marines aren't coming and you have known all along.
Başından beri bunu biliyordunuz. Piyadeler gelmiyor ve.
I will be movin' along.
ben yavaştan gitsem iyi olacak.
We should have had a couple of boys like you along, shouldn't we?
Yanımızda senin gibi birkaç oğlan götürmeliydik, değil mi?
Come along Come on.
Yanıma gel. Hadi.
Dad and Takumi get along well.
Babam ve Takumi-kun ile iyi anlaşıyor.
Sooner or later, someone's gonna come along and lick your heart.
Er ya da geç, birisi yanına gelip kalbini çeler.
You reminded me of something I would been feeling all along.
Başından beri hissettiğim bir şeyi bana hatırlattın.
She knows you will be along to do it for her.
Bunu onun yerine senin yapacağını iyi biliyor.
All right. I don't know why we even brought you along, no way.
Seni yanımızda niye getirdiğimizi bile bilmiyorum. Tamam, her şey yolunda.
Come along, Charles.
Yanıma gel, Charles.
Sooner or later, someone is gonna come along and lick your heart.
Er ya da geç, birisi yanına gelip kalbini çeler.
So all the animals here get along very well.
Buradaki bütün hayvanlar çok iyi anlaşıyor.
I believe this DVD will prove that Ryan and I have been right all along.
Bu DVDnin, baştan beri Ryanla haklı olduğumuzu kanıtlayacağına inanıyorum.
Results: 4326, Time: 0.0763

Top dictionary queries

English - Turkish