ANYTHING LEFT in Turkish translation

['eniθiŋ left]
['eniθiŋ left]
bir şey kaldıysa
kalan bir şey
birşey kaldıysa
bırakılan herşey
anything left
kalan bir şeyler
kalan birşey
kal anlamında sanırım bana burada ekleyecek bir şey

Examples of using Anything left in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
When I come down on you… there won't be anything left except a smear of grease.
Seninle işim bittiğinde geriye yağdan başka bir şey kalmayacak.
But a shriveled husk. Soon, there won't be anything left of him.
Yakında ondan geriye buruşuk bir kabuktan başka bir şey kalmayacak.
Alberti doesn't have anything left. From where?
Nereden? Albertinin elinde bir şey kalmadı.
Cause there won't be anything left between us.
Çünkü, nasıl olsa aramızda bir şey kalmayacak.
If he has anything left to prove, it's to himself.
Kendisi hariç kimseye kanıtlaması gereken bir şey kalmadı.
I don't think there's anything left to be said.- Yeah.
Evet. Söylenecek bir şey kaldığını sanmıyorum.
I don't think there's anything left here for me to add up,…- Yeah.
Bana burada ekleyecek birşey kaldığını sanmıyorum.- Yeah.
I'm saying if we don't find her soon… there won't be anything left to save.
Onu kısa zamanda bulamazsak kurtarılacak bir şey kalmayacağını söylüyorum.
There wouldn't be anything left by now except for sub-cellular residue.
Şimdiye kadar alt hücresel kalıntılar dışında bir şey kalmamıştır.
There wouldn't be anything left but bones.
Kemiklerden başka birşey kalmamıştır.
I don't have anything left except purses and chocolate.
El çantaları ve çikolata dışında bir şeyim kalmadı.
Thirty years, there won't be anything left that isn't suburbia.
Yıl sonra, burada banliyöden başka bir şey kalmaz.
Or there wasn't anything left because she didn't die in that explosion.
Ya da geriye bir şey kalmamış, çünkü o patlamada ölmedi.
Anything left behind?
There won't be anything left of them.
Onlardan geriye bir şey kalmayacak.
I don't think there's anything left for me.
Benim için bırakılmış bir şey olduğunu sanmıyorum.
Anything left to say?
Söyleyecek bir şey kaldı mı?
Got anything left?
Geriye bir şey kaldı mı?
Their propulsion system-- anything left?
Güç sistemlerinden-- hiçbirşey kalmamış mı?
Anything left for me?
Bana bir şey kaldı mı?
Results: 129, Time: 0.0436

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish